OĞUZELİ
TÜRKELLİ’DE YAPILAN FARKLI BİR ÇALIŞMA
Güler İpek
İki yıl önce
başladığım bir araştırmada köyümüz insanının gurbete çıkmadan önce
yaptığı işleri derlemeye çalıştım. Bu işler köyde önceden var
olan, ama artık yapılmayan işlerdir. Söz konusu işlerin
yürütüldüğü işyerleri de derleme konularımdadır. Köyde bağ, bahçe,
hayvancılık, çocuk bakma gibi gündelik uğraşlar dışında neler
yapılırdı? Bakın ben neler buldum; kendini yetiştirip köyde
terzilik yapanlar, düğünlerde mevlitlerde aşçılık yapanlar, ebelik
yapanlar, makinede triko işi örgüler yapanlar, düğünlerde kına
türküsü söyleyenler, cenaze yıkayanlar… Bu işlerin sıralanması
uzayıp gidiyor.
Araştırmalarımın
sonuçları beni çok şaşırttı ve eminim sizleri de şaşırtacaktır. Bu
sonuçlara bakılırsa çalışkan köylümüz sanki küçük ölçekli bir
sanayi sitesi kurmuş. Bu arada günümüze gelene kadar birçok meslek
de ortadan kaybolmuş.
Araştırmamda bana
yardım eden bildiklerini anlatan bu araştırmaya katkısı olanların
hepsine çok teşekkür ediyorum. Bana destek oldular, bildiklerini
anlattılar. Ben de burada öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak
istedim. Ancak sadece öğrenebildiklerimi yazıyorum. Bilmediğim,
duymadığım daha çok sayıda meslek ve uğraş olabilir. Bilenler bu
araştırmaya katkı yaparsa çok sevinirim. Onları da buradakilere
ekleriz ve hep birlikte eksikleri tamamlarız…
Araştırma Sırasında
Konuşulan Kişiler
Ahmet Turan (Garasanın
Ahmet)
Ayşe İpek (Garasanın
Ayşe): Kayınvalidem.
Ayşe Özdemir (Emirûn
murat ın eşi, Emir Osman’ın Ayşe)
Hanife İpek
(Hüseyin Hafız’ın kızı): Halam.
Hayriye Turan
(Murat Turan’ın eşi)
Melahat Yanık
(Hüseyin Hafız’ın kızı)
Mustafa Turan (Garasanın
Ahmet’in oğlu)
Nihat İpek
(Aydın)
Zahide Yenigün (Ethem
Hoca’nın eşi)
Bana bildiklerini
anlattıkları için kendilerine çok teşekkür ederim.
Tüfek Ustaları
Bir zamanlar
Türkelli’deki küçük atölyelerde epeyce kaliteli tüfek ve tabanca
üretilirdi. Bu silahlar kadınların sırtında ya da katırcılarla il
ve ilçelerde satışa sunulurdu. Bu yolla hem üretenler hem de
taşıyanlar bir kazanç sağlarlardı.
Belirlenebilen
tüfek ustaların şunlardır:
Mehmet Kurt
(Hasan Ustanın Mehmet)
Mustafa Kurt
(Hasan Ustanın Mustafa)
Abdullah Kurt
İbrahim Kurt
Ali Sayim İpek
Mustafa Kılıç (Garazenûn
Mustafa)
Yaşar Kırcı
Bahri Kırcı
Ali Özdemir (emirun
ali)
Mehmet Sağlam (Amithavızın
Mehmet)
Ahmet Turan (Garasanın
Ahmet)
Teyfik Gürsoy (Çakıralûn
Küçük Teyfik)
Hamdi Özdemir (Emirûn
Hamdi)
Süleyman Özdemir
Selahattin Çakmak
Zihni Çakmak
Hakkı Çakmak
İsmat Çakmak
Yaşar Gürsoy (İimancının
Yaşar)
Cemil İpek
İsmet İpek (Hacıyakubun)
Hüseyin ???
(Atmacanın Hüseyin)
Baskül Ustaları
Cemal Azmi İpek
Yaşar Kırcı
Kalaycılar
Bir zamanlar
kalaycılık köyümüzde yapılan en önemli işlerden biri idi. Bunda
eskiden bakırdan yapılma kap kaçağın kullanılması önemli rol
oynamıştır. Ancak bakırın yerini alüminyum, çelik, emaye, teflon
ve plastik alınca, kalaycılık da unutulup gitmiştir. Örneğin köyün
kalaycı ustalarından Hasan Karakoç ile Ali Karakoç bizim
komşumuzdu. Çocukken dükkanlarında kapları nasıl kalayladıklarını
görürdük. Körük basıldıkça ateş pofur pofur gürleşir, bizde
seyrederdik. Her yeri kararmış bakırların onların ellerinde nasıl
parladığına tanık olurduk. Günümüzde köyde sadece Hasan Uzunboy
kalaycılık yapmaktadır.
Hacı Lütfü
Uzunboy: En iyi usta olduğu ve diğer ustaları onun yetiştirdiği
söylenir.
Hasan Karakoç
Ali Karakoç
Hüseyin Karakoç
Muhammet Çakmak
(Tekenin)
Yusuf Bilgili (Fosülûn
Yusuf)
Hasan Uzunboy
(Lütfünün) yaz aylarında azda olsa kalaycılık yapmaya devam
ediyor.
Fahri Yılmaz
İpek: Bir yıl kalaycılık ve bakırcılık yapmışlar. Daha sonra
Fehmi İpek ve Hüseyin Algan ile birlikte evdekilerden gizli olarak
Beşikdüzü Köy Enstitüsü’ne yazılmaya gitmişler. Okul dolu olduğu
için Van’daki enstitüye gönderilmişler. Burada okuyup öğretmen
olmuşlar.
Taş ve Duvar Ustaları
Türkelli’deki
geleneksel evlerin taş duvarlarını kara taş ve pur taşı ile ören
ustalrdır. Taşları kendileri keserek, kırarak duvar örmeye hazır
hale getirirler ve ev duvarlarını örerlerdi.
İbrahim Öztürk (Hatsinûn)
Mehmet Öztürk (Hatsinûn
İbrahim’in oğlu)
Hasan Topal (Daşcı
Hasan)
Tufan Turan (Garasanın
Ahmet’in babası)
Mehmet Turan
(Dibek)
Ahmet Turan
Garasanın)
Kazım Kalaycı (Yusubun
Kazım)
Tahsin İpek:
Halen ustalık işine devam eden tek taşçı ustasıdır.
Hızarcılar ve Çatı
Ustaları (Dülger)
Ahşap yer
döşemeleri, oymalar ve süslü kapılar bu ustaların elinden çıkardı.
Örneğin kendi oturduğumuz evin üç kapısını oymalı olarak İmamın
Mehmet Usta yapmıştır.
1965 -1966
yıllarında ilk okulun tamiratını yaparken , mühendis gelmiş çatıyı
yapamamış.Çatıyı Ahmet Kurt yapmış bu başarısından dolayı
ödüllendirilmiş, sigorta yapılmış.
Belirlenebilen
hızar çekenler.
Teyfik Gürsoy (Çakıralûn)
, Ali Saim İpek
Ahşap ve
çatı ustaları şunlardır:
Hasan Kurt (Hasan
Usta) (TEKİR USTASI)
Mehmet Ali Aydın
(Şükrünün) (BAŞUSTA), Ahmet Kurt (Hasan
Usta’nın Ahmet) (BAŞUSTA),
Hüseyin Kırcı (Gırcûn)
Osman Sağlam (Hacelû)
Mehmet Turan
(İmamın Mehmet)
Mahmut Bektaş (Begdeşûn
Büyük Mahmut)
Mehmet Turan (Emingızının)
Ali Turan (Emingızının)
Yaşar Aydın
(Şükrünün)
Selahattin Çakmak
Sadık Özdemir
(Eşrefin)
Kiremit Ocakları
Silindirik yapıda
(çöten benzeri) olan kiremit ocaklarından köyde birkaç tane
işletildiği hatırlanıyor. Kiremit yapılan killi toprak bu ocaklara
(fırın) Çitlik’ten taşınırmış. Bu toprak elenir, yoğrulur, işlenir
ve kalıplara dökülerek kiremit şekli verilirmiş. Güneşte iyice
kurutulan bu kiremitler daha sonra ocak denilen fırının içine üst
üste dizilirmiş. Alttaki girişten ateş tutuşturulur ve kiremitler
pişirilirmiş. Belli bir süre sonra ateş söner, fırın soğumaya
bırakılır, daha sonra ocak boşaltılırmış.
Kiremit
ocaklarına Çitlikten getirilen toprağı kadınlar taşırmış. Köydeki
ocaklarda yapılan kiremitler komşu köylere olduğu gibi Beşikdüzü,
Vakfıkebir ve hatta Görele’ye kadar kadınların sırtında ya da at
ve katırla götürülüp satılırmış. Hayriye Teyze bu konuda, bir
seferi on kuruşa taşıdıklarını, tekrar kiremit yüklenmeye gelene
kadar kiremitlerin bittiğini, bu nedenle daha önce köyün bir
yerine bir yük kiremit sakladıklarını ve ikinci seferi böylece
yaptıklarını anlatmaktadır.
Belirlenebilen
kiremit ocakları şunlardır:
Emirûn kapısında
(Dursun Özdemir’in evinin yanında)
Şükrü’nün
kapısına (Şükrünün Yaşar’ın evinin yanında)
Çitlikte (Hocanın
Fadime’nin yerinde)
Köy Doktorları
Bu kişiler köyün
sağlık işlerinde insanlara hizmet verdiler.
Diş alma,iğne
yapma,yanık tedavisi,pansuman gibi işleri yapıyorlardı.
erkekler
Mustafa AYDIN (dokdur mısta)
Mehmet YILMAZ (dokdur memet)
Ali BEKTAŞ (emiş
ali) nükteci biri, diş çeker iğne yapardı.
Ali ÖZDEMİR (şef Ali)öğretmen, iğne yapıyordu
Kadınlar
Elmas KORKMAZ ( halit kokmazın eşi hakkı korkmazın babannesi)
kırık çıkık işlerine bakıyordu
Nezaket AYDIN(dokdurun Nezaket) iğne yapıyodu
Elmas SAĞLAM (emiruğun elmas)diş alıyordu
Fatma ÇAKMAK(halit kızı) kırık çıkık işlerine bakıyordu
Katırcılar
Bir zamanlar
Türkelli’deki taşımacılık işleri genellikle katır, at ya da
eşeklerle yapılıyordu. Bu işle uğraşanlara katırcı denilmekte idi.
Köyde üretilen ürünler bu katırcılar sayesinde başka yerlere
taşınmıştır. Köy içinde odun taşımak ya da çarşıdan alınan
eşyaları köye taşımak yine bu katırcıların işiydi. Ben de
çocukluğumda yaylaya giderken katırcılara yük verdiğimizi
hatırlıyorum. Yayladan gelirken ise katırcılar köye odun
getirirlerdi.
Belirlenebilen
katırcılar şunlardır:
Mehmet Yılmaz
(Katırcı Mehmet Çavuş)
Temel Yenigün (Onbaşûn
Temel)
Hasan Yenigün (Onbaşûn
Temel’in oğlu)
Mehmet Yenigün (Mürüt
Memet)
Ali Kalaycı (Saar
Ali)
Hayrullah Kalaycı
(Saar Ali’nin Hayrullah)
Eşref Özdemir
Hüseyin Yılmaz
(Çırân İsîn)
Hüseyin Yenigün
(Hüsnünün İsîn)
Hasan Yenigün
(Hüsnünün Hasan)
Ahmet Yenigün (Tıfanın
Amit)
Mehmet Algan
(Deli Memet)
Hasan Kırmızıkan
(Temelin Hasan)
Hüsnü Çakmak (Çakmûn
Hafız)
Mehmet Topal (Kemeralinin
Mehmet)
Mustafa Topal (Kemeralinin)
Hüseyin Topal (Kemeralinin)
Ali Topal (Kemeralinin
Ali)
Yusuf Kaya (Gayûn
Yusuf)
Mehmet Şengezer (Zollak
Memet)
Abdurrahman Manav
(Fidanın)
Fazlı Günaydın (Amidin
Alinin)
Koyuncular
Koyuncuları
Kadırga’dan biliyorum. Kadırga yaylasında evimiz Gayayurtta idi.
Evimizin yanında koyun beresi vardı. Koyunlar belli saatlerde
oraya getirilir ve süt sağımı yapılırdı. Kemal Topal’ın (Yedibela)
koyunu bereye geldiği zaman sağılacak koyunun başını ben tutardım,
annesi de sağım yapardı. Bu yüzden koyunlar kırkılınca bana
koyunyünü göndermişlerdi. Koyunların sağım zamanı bereye gelişini,
kuzuların annelerini koyunların da kuzularını bulmak için
meleşmelerini hatırlarım. Bu satırları yazarken sanki o sesler
yeniden kulaklarımda yankılanıyor.
Belirlenebilen
koyun sahipleri:
Mehmet Algan (Manavun
Deli Memet)
Hasan Ali
(Delinin)
İsmet Algan
(Delinin)
Kamil Algan (Manavun)
ve eşi Küpcan Algan
Mehmet Algan
(Güççük Memet )
Durmuş Algan
(Kamilin Durmuş)
Kemal Topal (Yedibela)
Mustafa Topal (Kemeralinin)
Hüseyin Topal (Kemeralinin)
Bekir Topal (Kemeralinin)
Fazlı Aydın(amidin
alinin)
Düdükçüler (Kavalcılar)
Eskiden
düğünlerde horon oynamak için düdük (kaval) çalınırmış. Özellikle
tarla kazma zamanında yarış mecileri olurdu. Yarış mecisinde
kızlar, gelinler ve delikanlılar yan yana dizilir ellerinde
kazmalar düdük eşliğinde aynı anda hareket ederek kazmayı indirip
kaldırıp yana doğru çekip ritmik bir şekilde tarla kazarlarmış.
Çalınan ezgi “ekin gaydası” diye anılırmış.
Belirlenebilen
düdükçüler şunlardır:
Kemal Gürsoy (Çolaan
Kemal): Kasım lakabıyla bilinir.
Yakup Öztürk (Acaan
Yakup)
Yakup Topal (Enükcûn
Yakup)
Hüseyin Topal (Kemeralinin
İsîn)
İsmet Algan (Güççüün
İsmet)
İbrahim İpek
(havanın)
Şakir sağlam (hacelün)
Terziler
Eski yıllarda
hazır kıyafetler yokmuş. İnsanlarımız kendi giysilerini kendileri
dikerlermiş. Bu kişilerin bazıları bu uğraşı sevmiş, benimsemiş.
Ben de burada bu kişileri aradım. Başlangıçta bu işi
kadınlarımızın yaptığını düşünmüştüm, ama köyümüzde erkek
terzilerin de olduğunu öğrendim. Annemin gelin kıyafetleri
diktiğini ben de hatırlıyorum. Düğüne yakın zamanlarda “gelin
çamaşırı” denilen hazırlık yapılırdı. İki aileden belli kişiler
gelin olacak kız ile damat olacak delikanlıyı alıp ilçeye gider,
ihtiyaçları satın alırlardı. Geline rengârenk kumaşlar alınır,
köyde hangi terzi dikecekse ona getirilirdi. Bizler anneme gelen
böyle kumaşlardan çıkan kumaş parçalarını alıp oyuncak yapmak için
beklerdik. Ben annemin diktiği kıyafetlerle büyüdüm.
Bu meslekte
birçok meslek gibi tarih sayfalarında kaldı artık. Hazır giysiler
çoğaldıkça evlerdeki dikiş işleri de yapılmaz oldu.
Belirlenebilen
terziler şunlardır:
Hasan Topal (Topalûn
Hasan): Kadın ve erkek kıyafetleri dikermiş.
Hasan Günaydın (Hasanavuz):
Halil Günaydın’ın babasıdır. Kadın erkek kıyafetleri dikermiş.
Fatma Öztürk
(Sofûn Fadime): Ali Öztürk’ün eşi. Mustafa ve Hüseyin Öztürk’ün
annesi. Köyün en iyi terzisiymiş. Gelin kıyafetleri dahil her şeyi
dikebilirmiş.
Şaziye Kılıç (Hambarlıkızı):
Garezenûn Osman Efendi’nin eşi. Kadın kıyafetleri dikermiş.
Hatun İpek
(Komiser Hacı Hüsnü İpek’in eşi): Kadın kıyafetleri dikermiş.
Gülüzar Özdemir (Çakmûn
Gülüzar): Emir Osmanın Yakup’un eşi. Kadın kıyafetleri dikermiş.
Refika (İpek)
Bilgili (Bahri Bilgili’nin eşi): Gelin kıyafetleri dahil her türlü
kıyafeti dikermiş.
Hanife İpek (Çıttakkızı):
Cemal Azmi İpek’in eşi. Gelin kıyafeti dahil her türlü kıyafeti
dikermiş.
Gülüzar Turan
(İmamın Gülüzar): Yaşar Turan’ın ablası. Gelin kıyafeti dahil her
türlü kıyafeti dikermiş.
Ebeler
Okulda yetişmiş
ebeler gelmeden önce Türkelli’de kendini yetiştirmiş ebe kadınlar
varmış. Benim ebem Ömerûn Havze, beni, Sis Dağı yaylasında dünyaya
getiren ebedir. Bizim akranlarımız ve bizden öncekiler hep bu
ebelerin ellerine doğmuşlardır. Onlar benim alaylı
meslektaşlarımdır. Benim okula başladığım yıl köyde bu ebelerden
bir tanesi doğuma gitmişti ve okuyorum diye beni de çağırmışlardı.
Bu bana bir anı olarak kalmıştır.
Ellerine
doğduğumuz ebelerimizin isimleri aşağıdadır. Hepsine Allahtan
rahmet diliyorum.
Gülüzar Kurt
(Hoca Garısı, Hocanın Fadime’nin annesi)
Goçhelû kızı
(Hasan Havuzun annesi, Halil Günaydın’ı baba annesi)
Mıngır Gızı
(Tekenin Hafızın annesi)
Havva Yılmaz (Amidin
Hava)
Havize Yenigün (Ömerûn
Havze)
Fatma Turan
(Dibek Garısı): Fatma teyzemiz yakın zamana kadar köyümüzde ve
komşu köylerde ebelik yapmış, cenaze yıkamıştır.
Şerife budak
Ebe: Resullü köyündendir ve Türkelli’den çok kişi onun ellerine
doğmuştur.
Aşçılar
Eski zamanda
düğün ve mevlitler yemekli olurdu. Böyle günlerde yemek yapma
işini belli kişiler üstlenirdi. Bu kişilere “pavutçu” ya da
“godispana” denirdi. Yemekler pavutçunun, yani aşçı başının
öderliğinde mahalle kadınlarının hep birlikte ve ortaklaşa
yapılırdı. Düğün yemeklerinde genellikle önden çorba verilir.
Kadınların ortaklaşa sardıkları karalahana yaprağından yapılan
etli sarma bu tür yemeklerin vazgeçilmez çeşidi idi. Tatlı olarak
verilen sütlaç, şenlik gününe katılan kadınların getirdiği
sütlerle pişirilirdi. Ayrıca yufka tatlısı ve lokma tatlısı gibi
tatlıların da yapıldığı olurdu. Ünümüzde şenlik yemekleri ortadan
kalkmıştır. Bazı yemekli düğünlerde ise geleneksel yemeklerin
yerini çorba ve pilav almıştır.
Belirlenebilen
bayan aşçılar şunlardır:
Havva İpek
(Efendinin Hava Hüseyin hafızın eşi)
Fadime Aydın
(Şükrü Aydın’ın eşi)
Emine Özdemir (
aşçı Durmuş un eşi)
Emine İpek (Akisekızı
Hüseyin hafızın eşi ).
Şaziye Kılıç (Hambarlıkızı):
Garazenûn Osman Efendi’nin eşi
Havva Özdemir (Emrullah
Garısı): Emrullah Özdemir’in eşi
Fadime Öztürk (Döndükızı):
Mustafa Öztürk’ün eşi
Zahide Yenigün:
Öğretmen Ethem Yenigün’ün eşi
Hanife İpek:
Helim İpek’in eşi
Belirlenebilen
erkek aşçılar şunlardır: Köyümüz dışında lokanta işleten aşçılar.
Durmuş Özdemir
(Aşçı Durmuş)
Ali emiroğlu (Aşcı
Ali) (çamur ali): Aşçı Durmuş’un oğlu
Kemal (aydın)
Özdemir (aşçı durmuşun oğlu
Ali Osman özdemir:
Aşcı Ali’nin oğlu
Hakkı emiroğlu:
Aşcı Ali’nin oğlu
Mehmet Algan (Eğcek
Mehmet)
Yakup Algan
Mustafa Öztürk (Acaan
Mustafa9
Mustafa Algan
(sakarın Mustafa)
Fırıncılık Yapanlar
Benim
çocukluğumda Ahmet Emanet’in fırını vardı. Bir ekmek bir lira,
çeyrek ekmek 25 kuruş idi. Okuldan caminin yanına gelip dedemden
25 kuruş alıp doğru fırına gider, çeyrek ekmek alırdık. Çok
lezzetli olurdu.
Belirlenebilen
fırıncılar şunlardır:
Hacı Osman Çakmak
Ahmet emanet (Gadirağa)
Hayri Uzunboy
Mahmut Uzunboy
Esnaflar
Belirlenebilen
esnaflar şunlardır:
Ali Öztürk:
Eynesil ve Beşikdüzü’nde fındık yağ alım satımı yapan esnafımız.
Hamit Tohumluk:
1930 yıllarında köyde çerçilik Eynesil ve Beşikdüzü’nde bakkallık
yaptı.
Mehmet Gürsoy
(Sofûn İsmet’in babası): Beşikdüzü’nde gıda toptancısı olan
esnafımız.
Mehmet Ziya
Hacıalioğlu: Beşikdüzü’nde kumaş mağazası olan esnafımız.
Osman Sağlam :
Bakkal dükkanı vardı.
Murat Turan:
Elektrik ustası ve elektrik malzemesi satış yeri olan esnafımız.
Mustafa Öztürk:
Lokantacılık yapan esnafımız.
Ali Sayim İpek:
Beşikdüzü’nde nikel (nikelaj) atölyesi olan esnafımız.
Fahri Tohumluk:
Beşikdüzü’nde cam dükkanı olan esnafımız.
Bahri Bilgili:
Beşikdüzü’nde durak çay ocağı çalıştıran esnafımız.
Süleyman Özdemir:
Köyde zahireci ve kasap olan esnafımız.
Şakir Yenigün ve
Hasan Yenigün: Beşikdüzü’nde gıda üzerine esnafımız.
Muhammet (Mehmet)
Turan: Beşikdüzü’nde elektrik malzeme dükkanı olan asansör yapan
esnafımız.
Mehmet Dişli
(Karaca): Beşikdüzü’nde zahire dükkanı olan esnafımız.
Aslan Özdemir (Beşikdüzü`nde
pimapen işleri yapan esnafımız)
Önder Öztürk (
Beşikdüzünde lokanta işleten esnafımız)
Kasaplık Yapanlar
Belirlenebilen
kasaplar şunlardır:
Ahmet Emanet (Gadirağan)
Süleyman Özdemir
Ali Özdemir
Hüseyin Topal (Kkemeralinin)
Kazım Emanet
Ömer Özdemir
Demirci Ustaları
Balta, girebi,
kazma, orak, divan gibi demirden gereçleri yapan ustalardır.
Belirlenebilen
demirci ustaları şunlardır:
Mehmet Kurt (Hasanustanın
Mehmet)
Ahmet Turan(Garasanın)
Sepet, Küfe ve Külek
Yapanlar
Belirlenebilen
sepet, küfe ve külek yapanlar şunlardır:
Tufan Turan (Garasanın
Ahmaetin babası)
Ali Yılmaz (Cerenûn
)
Hamit Tohumluk
Mustafa Tohumluk
Hüseyin Tohumluk
Ahmet Turan(garasanın)
Osman Aslan (Gödeğen)
Osman Bektaş (Hasanağan)
Elektirik
Ustaları
Belirlenebilen
elektrik ustaları şunlardır:
Murat Turan:
Köyümüz dahil Beşikdüzü’nün tüm çevre köylerinin elektrik işlerini
yapmış. Aynı zamanda elektrik malzeme satışı yapan dükkan
işleterek esnaflık yapmıştır.
Ahmet Turan:
Aslen öğretmendir, ancak aynı zamanda elektrik ustasıdır.
Muhammet Turan
(Mehmet): Hem elektirik hem de asansör ustasıdır. Beşikdüzü’nde
dükkanı vardır.
Cenaze Yıkayan Kadınlar
Belirlenebilen
cenaze yıkayan kadınlar şunlardır:
Gülüzar Kurt
(Hocanın Fadime’nin annesi)
Fadime Kurt
(Hocanın Fadime)
Kadun Sağlam
(Ahmet Hafız’ın eşi)
Fatma Turan
(Dibek Garısı)
Hanife İpek
(Hüseyin Hafız’ın kızı)
Elmas Sağlam
(Mehmet Sağlam’ın eşi)
Kadun Şengezer
Kına Türküsü Söyleyen
Kadınlar
Belirlenebilen
kına türküsü söyleyen kadınlar şunlardır:
Gülüzar Yenigün (Efendûn,
Hüsnünün Ali’nin eşi)
Meryem Aydın
(Kemal Aydın’ın eşi)
Hanife İpek
(Hüseyin Hafız’ın kızı)
Ayşe Yılmaz
(Ahmet Yılmaz’ın eşi)
Kendir İşlemeciliği ve
Dokumacılığı
Bir lifli bitki
olan kendir bir zamanlar köyümüzde ekilmekte idi. Bu bitki
yaklaşık 2 m boyunda ince yapraklı ve inceciktir. Baharda ekilir,
olgunlaşınca kesilip kurutulurmuş. Liflerini soymak için ıslatılıp
hazırlanır, komşular hep beraber imece usulü yardımlaşarak
soyulurmuş. Soyulan lifler toplanıp değirmene götürülür, burada
ayrı bir odada bulunan dibekte iyice dövülürmüş. Ören köyündeki
bazı değirmenlerde dibek denilen kendir dövme tokmağı varmış.
İncelmiş lifler
eve getirildikten sonra keski denilen aletle kısa kısa kesilirmiş.
Dövülen ve kesilen lifler iki defa yün tarağı denilen taraktan
taranırmış. İyice taranan lifler “örege” denilen makaralara
sarılırmış. Öregenin dibi çomak denilen çubuğa takılır, işlemeye
hazır hale getirilirmiş. Öregenin çomağı kuşağa tuturulur,
eğeceğin ucuna kurşun denilen ağırlık takılır, hazırlanan lifler
öregeden eğeceğe ince işlemelik ip haline getirilerek sarılırmış.
Böylece ipler işlenir dokumaya hazır hale getirilirmiş. Bu
iplikler kelepçeyle çile halinde sarılıp ve bu çileler
kaynatılarak beyazlatılırmış.
Kaynatma
sırasında çileler bir çamaşır sepetine yerleştirilip üstüne bez
örtülür, bezin üstüne kül konulurmuş. Küle sürekli kaynar su
dökülerek ipliğin beyaz olması için yıkanırmış.
Hazırlanan ipler,
hemen her evde bulunan keten dokuma tezgahlarında dokunurmuş.
Keten dokumasında kullanılan aletler:
Kelepçe: Bu alete
iplik sarılarak çile haline getirilirmiş
Alemit: İplik
çilesi takılıp sarmaya hazırlanan alet
Cara: Masura ve
makuk takılıp iplik sarma aleti
Makuk: İplik
sarılan büyük makara
Masur: İplik
sarılan küçük makara
Kürdün Durmuş’un
eşi, keten dokuma tezgahı hazırlarmış. Daha sonra bu aile köydeki
bütün mallarını satıp göçmüşler.
Köyde hazırlanan
keten iplikleri, Süleyman Özdemir’in eşi Emine Özdemir’e
getirilirmiş ve o da bu ileri tezgahta dokunacak şekilde, “ıyma”
denilen germe işini yaparmış. Keten dokumayı herkes evindeki
tezgahta dokurmuş. Dokunan keten bezlerinden çeşitli giysiler
dikilirmiş. Kalın iplerden çuval türü eşyalar yapılırmış.
Güler ipek 16/3/2008
|