EKONOMİ  VE İŞ YAŞAMI

 

                 

                  Oğuz Köyleri yaşamaya elverişli arazi üzerindedir.

                 Tarım alanında fındık, çay, mısır ana ürünlerdir. Türlü meyveler de dağınık biçimde yetiştirilmektedir. Kivi de üretilmeye başlanmıştır. Arıcılık az da olsa yapılmaktadır.

 

fındık çay mısır kivi balarıları
     
    kivi asmaları kivi balı   bal kovanları
           

 

            Tarımdan geçinmek artık yeterli olmamaktadır. Gerçekte göçün önemli nedenlerinden biridir. Başka bir neden de hayvancılığın önemli ölçüde azalmasıdır.

            10 binin üzerindeki nüfusumuzun büyük bölümü  TÜRKELLİ  BELDESİ  dışında işçi, memur ve iş adamı olarak yaşamaktadır. Bu konuda bilgilenmek için yukardaki  MESLEKLERe,  Serbest iş yapanların tanıtımları için de TANITIMLAR a tıklayınız.

            Ancak çoğunluğu köyümüz ile bağlantılarını devam  ettirmektedirler.

            Beldemizin önceki yıllardaki  geçim yolları hakkında ve iş yaşamı  ile ilgili bilgi geldikçe  sizleri bilgilendireceğiz. Bellekler unutabilir. Ama belgeler unutmayacaktır. Soğuk demircilik bunlardan biri. Av tüfeği, baskül, tarım aletlerinden örnekleri ilerde vereceğiz. 

            Şimdilik, Hüseyin KARAKOÇ'un baba mesleği olan BAKIRCILIK ATELYESİ ile, av tüfeği üretilen  Mehmet SAĞLAM' ın atölyesinden  görünümler  verelim.

 

foto;Kazim ÖZTÜRK      
Hüseyin KARAKOÇ babası Hasan Usta'nın  işliğinde bakır kalaylıyor Mehmet SAĞLAM'ın av tüfeği işliğinin dışardan görünümü    
           

 

          Yöremizde doğa; yeşilin - mavinin çok çeşitlerini sunmuş karadenizlilelere. Bu nedenle meyve bolluğu yaşanması gerekir. Öyle midir Acaba ? Bir kaç meyve fotografı ile bilgilenmeye başlayalım..

          Bazı bilim adamları, çay pas yapar diyorlar.  Meyvelerimizin azalma nedenlerinden biri olabilir mi? Bu doğru ise, ne yapılmalıdır konusunda geç kalınsa da konuşulmalıdır demektir...

 

taflan erik kiraz böğürtlen erik incir
          foto:Hasan AYDIN

 

               Bu meyvelerin alınabilmesi için hazırlıklar başladı bile. Bahar güzelliklerini sunuyor. Türkelli insanları da baharı karşılıyorlar. Koklayamadığımız şu çiçeklere, çıplak ayaklarla basamadığımız şu topraklara bir bakınız...     

               Beldemiz sakinlerinin çalışmalarından bir kaçı.

              

fide denemeleri      
Hasan Hüseyin arılarını denetliyor çeşitli ağaçları Hasan Hüseyin'in serası   bahar hazırlıkları  
          foto:Adem EMANET

 

NOT: Köyümüzde yapılmış meslekler ve çalışanları inceleyen bir çalışmayı sunuyoruz.

 

 

         OĞUZELİ TÜRKELLİ’DE YAPILAN FARKLI BİR ÇALIŞMA

                                      Güler İpek 

İki yıl önce başladığım bir araştırmada köyümüz insanının gurbete çıkmadan önce yaptığı işleri derlemeye çalıştım. Bu işler köyde önceden var olan, ama artık yapılmayan işlerdir. Söz konusu işlerin yürütüldüğü işyerleri de derleme konularımdadır. Köyde bağ, bahçe, hayvancılık, çocuk bakma gibi gündelik uğraşlar dışında neler yapılırdı? Bakın ben neler buldum; kendini yetiştirip köyde terzilik yapanlar, düğünlerde mevlitlerde aşçılık yapanlar, ebelik yapanlar, makinede triko işi örgüler yapanlar, düğünlerde kına türküsü söyleyenler, cenaze yıkayanlar… Bu işlerin sıralanması uzayıp gidiyor.

Araştırmalarımın sonuçları beni çok şaşırttı ve eminim sizleri de şaşırtacaktır. Bu sonuçlara bakılırsa çalışkan köylümüz sanki küçük ölçekli bir sanayi sitesi kurmuş. Bu arada günümüze gelene kadar birçok meslek de ortadan kaybolmuş.

Araştırmamda bana yardım eden bildiklerini anlatan bu araştırmaya katkısı olanların hepsine çok teşekkür ediyorum. Bana destek oldular, bildiklerini anlattılar. Ben de burada öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istedim. Ancak sadece öğrenebildiklerimi yazıyorum. Bilmediğim, duymadığım daha çok sayıda meslek ve uğraş olabilir. Bilenler bu araştırmaya katkı yaparsa çok sevinirim. Onları da buradakilere ekleriz ve hep birlikte eksikleri tamamlarız…

Araştırma Sırasında Konuşulan Kişiler

Ahmet Turan (Garasanın Ahmet)

Ayşe İpek (Garasanın Ayşe): Kayınvalidem.

Ayşe Özdemir (Emirûn murat ın eşi, Emir Osman’ın Ayşe)

Hanife İpek (Hüseyin Hafız’ın kızı): Halam.

Hayriye Turan (Murat Turan’ın eşi)

Melahat Yanık (Hüseyin Hafız’ın kızı)

Mustafa Turan (Garasanın Ahmet’in oğlu)

Nihat İpek (Aydın)

Zahide Yenigün (Ethem Hoca’nın eşi)

Bana bildiklerini anlattıkları için kendilerine çok teşekkür ederim.

 

Tüfek Ustaları

Bir zamanlar Türkelli’deki küçük atölyelerde epeyce kaliteli tüfek ve tabanca üretilirdi. Bu silahlar kadınların sırtında ya da katırcılarla il ve ilçelerde satışa sunulurdu. Bu yolla hem üretenler hem de taşıyanlar bir kazanç sağlarlardı.

Belirlenebilen tüfek ustaların şunlardır:

Mehmet Kurt (Hasan Ustanın Mehmet)

Mustafa Kurt (Hasan Ustanın Mustafa)

Abdullah Kurt

İbrahim Kurt

Ali Sayim İpek

Mustafa Kılıç (Garazenûn Mustafa)

Yaşar Kırcı

Bahri Kırcı

Ali Özdemir (emirun ali)

Mehmet Sağlam (Amithavızın Mehmet)

Ahmet Turan (Garasanın Ahmet)

Teyfik Gürsoy (Çakıralûn Küçük Teyfik)

Hamdi Özdemir (Emirûn Hamdi)

Süleyman Özdemir

Selahattin Çakmak

Zihni Çakmak

Hakkı Çakmak

İsmat Çakmak

Yaşar Gürsoy (İimancının Yaşar)

Cemil İpek

İsmet İpek (Hacıyakubun)

Hüseyin ??? (Atmacanın Hüseyin)

 

Baskül Ustaları

 

Cemal Azmi İpek

Yaşar Kırcı

 

Kalaycılar

Bir zamanlar kalaycılık köyümüzde yapılan en önemli işlerden biri idi. Bunda eskiden bakırdan yapılma kap kaçağın kullanılması önemli rol oynamıştır. Ancak bakırın yerini alüminyum, çelik, emaye, teflon ve plastik alınca, kalaycılık da unutulup gitmiştir. Örneğin köyün kalaycı ustalarından Hasan Karakoç ile Ali Karakoç bizim komşumuzdu. Çocukken dükkanlarında kapları nasıl kalayladıklarını görürdük. Körük basıldıkça ateş pofur pofur gürleşir, bizde seyrederdik. Her yeri kararmış bakırların onların ellerinde nasıl parladığına tanık olurduk. Günümüzde köyde sadece  Hasan Uzunboy  kalaycılık yapmaktadır.

Hacı Lütfü Uzunboy: En iyi usta olduğu ve diğer ustaları onun yetiştirdiği söylenir.

Hasan Karakoç

Ali Karakoç

Hüseyin Karakoç

Muhammet Çakmak (Tekenin)

Yusuf Bilgili (Fosülûn Yusuf)

Hasan Uzunboy (Lütfünün) yaz aylarında azda olsa kalaycılık yapmaya devam ediyor.

Fahri Yılmaz İpek: Bir yıl  kalaycılık ve bakırcılık yapmışlar. Daha sonra Fehmi İpek ve Hüseyin Algan ile birlikte evdekilerden gizli olarak Beşikdüzü Köy Enstitüsü’ne yazılmaya gitmişler. Okul dolu olduğu için Van’daki enstitüye gönderilmişler. Burada okuyup öğretmen olmuşlar.

Taş ve Duvar Ustaları

Türkelli’deki geleneksel evlerin taş duvarlarını kara taş ve pur taşı ile ören ustalrdır. Taşları kendileri keserek, kırarak duvar örmeye hazır hale getirirler ve ev duvarlarını örerlerdi.

İbrahim Öztürk (Hatsinûn)

Mehmet Öztürk (Hatsinûn İbrahim’in oğlu)

Hasan Topal (Daşcı Hasan)

Tufan Turan (Garasanın Ahmet’in babası)

Mehmet Turan (Dibek)

Ahmet Turan Garasanın)

Kazım Kalaycı (Yusubun Kazım)

Tahsin İpek: Halen ustalık işine devam eden tek taşçı ustasıdır.

 

Hızarcılar ve Çatı Ustaları (Dülger)

Ahşap yer döşemeleri, oymalar ve süslü kapılar bu ustaların elinden çıkardı. Örneğin kendi oturduğumuz evin üç kapısını oymalı olarak İmamın Mehmet Usta yapmıştır.

1965 -1966 yıllarında ilk okulun tamiratını yaparken , mühendis gelmiş çatıyı yapamamış.Çatıyı Ahmet Kurt yapmış bu başarısından dolayı ödüllendirilmiş, sigorta yapılmış.

Belirlenebilen hızar çekenler.

Teyfik Gürsoy  (Çakıralûn) , Ali Saim İpek

Ahşap  ve çatı ustaları şunlardır:

Hasan Kurt (Hasan Usta) (TEKİR USTASI)

Mehmet Ali Aydın (Şükrünün) (BAŞUSTA),  Ahmet Kurt (Hasan Usta’nın Ahmet) (BAŞUSTA),

Hüseyin Kırcı (Gırcûn)

Osman Sağlam (Hacelû)

Mehmet Turan (İmamın Mehmet)

Mahmut Bektaş (Begdeşûn Büyük Mahmut)

Mehmet Turan (Emingızının)

Ali Turan (Emingızının)

Yaşar Aydın (Şükrünün)

Selahattin Çakmak

Sadık  Özdemir (Eşrefin)

Kiremit Ocakları

Silindirik yapıda (çöten benzeri) olan kiremit ocaklarından köyde birkaç tane işletildiği hatırlanıyor. Kiremit yapılan killi toprak bu ocaklara (fırın) Çitlik’ten taşınırmış. Bu toprak elenir, yoğrulur, işlenir ve kalıplara dökülerek kiremit şekli verilirmiş. Güneşte iyice kurutulan bu kiremitler daha sonra ocak denilen fırının içine üst üste dizilirmiş. Alttaki girişten ateş tutuşturulur ve kiremitler pişirilirmiş. Belli bir süre sonra ateş söner, fırın soğumaya bırakılır, daha sonra ocak boşaltılırmış.

Kiremit ocaklarına Çitlikten getirilen toprağı kadınlar taşırmış. Köydeki ocaklarda yapılan kiremitler komşu köylere olduğu gibi Beşikdüzü, Vakfıkebir ve hatta Görele’ye kadar kadınların sırtında ya da at ve katırla götürülüp satılırmış. Hayriye Teyze bu konuda, bir seferi on kuruşa taşıdıklarını, tekrar kiremit yüklenmeye gelene kadar kiremitlerin bittiğini, bu nedenle daha önce köyün bir yerine bir yük kiremit sakladıklarını ve ikinci seferi böylece yaptıklarını anlatmaktadır.

Belirlenebilen kiremit ocakları şunlardır:

Emirûn kapısında (Dursun Özdemir’in evinin yanında)

Şükrü’nün kapısına (Şükrünün Yaşar’ın evinin yanında)

Çitlikte (Hocanın Fadime’nin yerinde)

 

Köy Doktorları

Bu kişiler köyün sağlık işlerinde insanlara hizmet verdiler.

Diş alma,iğne yapma,yanık tedavisi,pansuman gibi işleri yapıyorlardı.
erkekler
 
Mustafa AYDIN (dokdur mısta)
Mehmet YILMAZ (dokdur memet)

Ali BEKTAŞ (emiş ali) nükteci biri, diş çeker iğne yapardı.

Ali ÖZDEMİR (şef Ali)öğretmen, iğne yapıyordu
 
Kadınlar
Elmas KORKMAZ ( halit kokmazın eşi hakkı korkmazın babannesi) kırık çıkık işlerine bakıyordu
Nezaket AYDIN(dokdurun Nezaket) iğne yapıyodu
Elmas SAĞLAM (emiruğun elmas)diş alıyordu
Fatma ÇAKMAK(halit kızı) kırık çıkık işlerine bakıyordu

 
 

 

Katırcılar

Bir zamanlar Türkelli’deki taşımacılık işleri genellikle katır, at ya da eşeklerle yapılıyordu. Bu işle uğraşanlara katırcı denilmekte idi. Köyde üretilen ürünler bu katırcılar sayesinde başka yerlere taşınmıştır. Köy içinde odun taşımak ya da çarşıdan alınan eşyaları köye taşımak yine bu katırcıların işiydi. Ben de çocukluğumda yaylaya giderken katırcılara yük verdiğimizi hatırlıyorum. Yayladan gelirken ise katırcılar köye odun getirirlerdi.

Belirlenebilen katırcılar şunlardır:

Mehmet Yılmaz (Katırcı Mehmet Çavuş)

Temel Yenigün (Onbaşûn Temel)

Hasan Yenigün (Onbaşûn Temel’in oğlu)

Mehmet Yenigün (Mürüt Memet)

Ali Kalaycı (Saar Ali)

Hayrullah Kalaycı (Saar Ali’nin Hayrullah)

Eşref Özdemir

Hüseyin Yılmaz (Çırân İsîn)

Hüseyin Yenigün (Hüsnünün İsîn)

Hasan Yenigün (Hüsnünün Hasan)

Ahmet Yenigün (Tıfanın Amit)

Mehmet Algan (Deli Memet)

Hasan Kırmızıkan (Temelin Hasan)

Hüsnü Çakmak (Çakmûn Hafız)

Mehmet Topal (Kemeralinin Mehmet)

Mustafa Topal (Kemeralinin)

Hüseyin Topal (Kemeralinin)

Ali Topal (Kemeralinin Ali)

Yusuf  Kaya (Gayûn Yusuf)

Mehmet Şengezer (Zollak Memet)

Abdurrahman Manav (Fidanın)

Fazlı Günaydın (Amidin Alinin)

Koyuncular

Koyuncuları Kadırga’dan biliyorum. Kadırga yaylasında evimiz Gayayurtta idi. Evimizin yanında koyun beresi vardı. Koyunlar belli saatlerde oraya getirilir ve süt sağımı yapılırdı. Kemal Topal’ın (Yedibela) koyunu bereye geldiği zaman sağılacak koyunun başını ben tutardım, annesi de sağım yapardı. Bu yüzden koyunlar kırkılınca bana koyunyünü göndermişlerdi. Koyunların sağım zamanı bereye gelişini,  kuzuların annelerini koyunların da kuzularını bulmak için meleşmelerini hatırlarım. Bu satırları yazarken sanki o sesler yeniden kulaklarımda yankılanıyor.

Belirlenebilen koyun sahipleri:

Mehmet Algan (Manavun Deli Memet)

Hasan Ali (Delinin)

İsmet Algan (Delinin)

Kamil Algan (Manavun) ve eşi Küpcan Algan

Mehmet Algan (Güççük Memet )

Durmuş Algan (Kamilin Durmuş)

Kemal Topal (Yedibela)

Mustafa Topal (Kemeralinin)

Hüseyin Topal (Kemeralinin)

Bekir Topal (Kemeralinin)

Fazlı Aydın(amidin alinin)

 

Düdükçüler (Kavalcılar)

Eskiden düğünlerde horon oynamak için düdük (kaval) çalınırmış. Özellikle tarla kazma zamanında yarış mecileri olurdu. Yarış mecisinde kızlar, gelinler ve delikanlılar yan yana dizilir ellerinde kazmalar düdük eşliğinde aynı anda hareket ederek kazmayı indirip kaldırıp yana doğru çekip ritmik bir şekilde tarla kazarlarmış. Çalınan ezgi “ekin gaydası” diye anılırmış.

Belirlenebilen düdükçüler şunlardır:

Kemal Gürsoy (Çolaan Kemal): Kasım lakabıyla bilinir.

Yakup Öztürk (Acaan Yakup)

Yakup Topal (Enükcûn Yakup)

Hüseyin Topal (Kemeralinin İsîn)

İsmet Algan (Güççüün İsmet)

İbrahim İpek (havanın)

Şakir sağlam (hacelün)

 

Terziler

Eski yıllarda hazır kıyafetler yokmuş. İnsanlarımız kendi giysilerini kendileri dikerlermiş. Bu kişilerin bazıları bu uğraşı sevmiş, benimsemiş. Ben de burada bu kişileri aradım. Başlangıçta bu işi kadınlarımızın yaptığını düşünmüştüm, ama köyümüzde erkek terzilerin de olduğunu öğrendim. Annemin gelin kıyafetleri diktiğini ben de hatırlıyorum. Düğüne yakın zamanlarda “gelin çamaşırı” denilen hazırlık yapılırdı. İki aileden belli kişiler gelin olacak kız ile damat olacak delikanlıyı alıp ilçeye gider, ihtiyaçları satın alırlardı. Geline rengârenk kumaşlar alınır, köyde hangi terzi dikecekse ona getirilirdi. Bizler anneme gelen böyle kumaşlardan çıkan kumaş parçalarını alıp oyuncak yapmak için beklerdik. Ben annemin diktiği kıyafetlerle büyüdüm.

Bu meslekte birçok meslek gibi tarih sayfalarında kaldı artık. Hazır giysiler çoğaldıkça evlerdeki dikiş işleri de yapılmaz oldu.

Belirlenebilen terziler şunlardır:

Hasan Topal (Topalûn Hasan): Kadın ve erkek kıyafetleri dikermiş.

Hasan Günaydın (Hasanavuz): Halil Günaydın’ın babasıdır.  Kadın erkek kıyafetleri dikermiş.  

Fatma Öztürk (Sofûn Fadime): Ali Öztürk’ün eşi. Mustafa  ve Hüseyin Öztürk’ün annesi. Köyün en iyi terzisiymiş. Gelin kıyafetleri dahil her şeyi dikebilirmiş.

Şaziye Kılıç (Hambarlıkızı): Garezenûn Osman Efendi’nin eşi. Kadın  kıyafetleri dikermiş.

Hatun İpek (Komiser Hacı Hüsnü İpek’in eşi): Kadın kıyafetleri dikermiş.

Gülüzar Özdemir (Çakmûn Gülüzar): Emir Osmanın Yakup’un eşi. Kadın kıyafetleri dikermiş.

Refika (İpek) Bilgili (Bahri Bilgili’nin eşi): Gelin kıyafetleri dahil her türlü kıyafeti dikermiş.

Hanife İpek (Çıttakkızı): Cemal Azmi İpek’in eşi. Gelin kıyafeti dahil her türlü kıyafeti dikermiş.

Gülüzar Turan (İmamın Gülüzar): Yaşar Turan’ın ablası. Gelin kıyafeti dahil her türlü kıyafeti dikermiş.

 

Ebeler

Okulda yetişmiş ebeler gelmeden önce Türkelli’de kendini yetiştirmiş ebe kadınlar varmış. Benim ebem Ömerûn Havze, beni, Sis Dağı yaylasında dünyaya getiren ebedir. Bizim akranlarımız ve bizden öncekiler hep bu ebelerin ellerine doğmuşlardır. Onlar benim alaylı meslektaşlarımdır. Benim okula başladığım yıl köyde bu ebelerden bir tanesi doğuma gitmişti ve okuyorum diye beni de çağırmışlardı. Bu bana bir anı olarak kalmıştır.

Ellerine doğduğumuz ebelerimizin isimleri aşağıdadır. Hepsine Allahtan rahmet diliyorum.

Gülüzar Kurt (Hoca Garısı, Hocanın Fadime’nin annesi)

Goçhelû  kızı (Hasan Havuzun annesi,  Halil Günaydın’ı baba annesi)

Mıngır Gızı (Tekenin Hafızın annesi)

Havva Yılmaz (Amidin Hava)

Havize Yenigün (Ömerûn Havze)

Fatma Turan (Dibek Garısı): Fatma teyzemiz yakın zamana kadar köyümüzde ve komşu köylerde ebelik yapmış, cenaze yıkamıştır.

Şerife budak  Ebe: Resullü köyündendir ve Türkelli’den çok kişi onun ellerine doğmuştur.

Aşçılar

Eski zamanda düğün ve mevlitler yemekli olurdu. Böyle günlerde yemek yapma işini belli kişiler üstlenirdi. Bu kişilere “pavutçu” ya da “godispana” denirdi. Yemekler pavutçunun, yani aşçı başının öderliğinde mahalle kadınlarının hep birlikte ve ortaklaşa yapılırdı. Düğün yemeklerinde genellikle önden çorba verilir. Kadınların ortaklaşa sardıkları karalahana yaprağından yapılan etli sarma bu tür yemeklerin vazgeçilmez çeşidi idi. Tatlı olarak verilen sütlaç, şenlik gününe katılan kadınların getirdiği sütlerle pişirilirdi. Ayrıca yufka tatlısı ve lokma tatlısı gibi tatlıların da yapıldığı olurdu. Ünümüzde şenlik yemekleri ortadan kalkmıştır. Bazı yemekli düğünlerde ise geleneksel yemeklerin yerini çorba ve pilav almıştır.

Belirlenebilen bayan aşçılar şunlardır:

Havva İpek (Efendinin Hava Hüseyin hafızın eşi)

Fadime Aydın (Şükrü  Aydın’ın eşi)

Emine Özdemir (  aşçı Durmuş un eşi)

Emine İpek (Akisekızı Hüseyin hafızın eşi ).

Şaziye Kılıç (Hambarlıkızı): Garazenûn Osman Efendi’nin eşi 

Havva Özdemir (Emrullah Garısı):  Emrullah Özdemir’in eşi

Fadime Öztürk (Döndükızı): Mustafa Öztürk’ün eşi

Zahide Yenigün: Öğretmen Ethem Yenigün’ün eşi

Hanife İpek: Helim İpek’in eşi

 

Belirlenebilen erkek aşçılar şunlardır: Köyümüz dışında lokanta işleten  aşçılar.

Durmuş Özdemir (Aşçı Durmuş)

Ali emiroğlu (Aşcı Ali) (çamur ali): Aşçı Durmuş’un oğlu

Kemal (aydın) Özdemir (aşçı durmuşun oğlu

Ali Osman özdemir: Aşcı Ali’nin oğlu

Hakkı emiroğlu: Aşcı Ali’nin oğlu

Mehmet Algan (Eğcek Mehmet)

Yakup Algan

Mustafa Öztürk (Acaan Mustafa9

Mustafa Algan (sakarın Mustafa)

 

Fırıncılık Yapanlar

Benim çocukluğumda Ahmet Emanet’in fırını vardı. Bir ekmek bir lira, çeyrek ekmek 25 kuruş idi. Okuldan caminin yanına gelip dedemden 25 kuruş alıp doğru fırına gider, çeyrek ekmek alırdık. Çok lezzetli olurdu.

Belirlenebilen fırıncılar şunlardır:

Hacı Osman Çakmak

Ahmet emanet (Gadirağa)

Hayri Uzunboy

Mahmut Uzunboy

 

Esnaflar

Belirlenebilen esnaflar şunlardır:

 

Ali Öztürk: Eynesil ve Beşikdüzü’nde fındık yağ alım satımı yapan esnafımız.

Hamit Tohumluk: 1930 yıllarında köyde çerçilik Eynesil ve Beşikdüzü’nde bakkallık yaptı.

Mehmet Gürsoy (Sofûn İsmet’in babası): Beşikdüzü’nde gıda toptancısı olan esnafımız.

Mehmet Ziya Hacıalioğlu: Beşikdüzü’nde kumaş mağazası olan esnafımız.

Osman Sağlam : Bakkal dükkanı vardı.

Murat Turan: Elektrik ustası ve elektrik malzemesi satış yeri olan esnafımız.

Mustafa Öztürk: Lokantacılık yapan esnafımız.

Ali Sayim İpek: Beşikdüzü’nde nikel (nikelaj) atölyesi olan esnafımız.

Fahri Tohumluk: Beşikdüzü’nde cam dükkanı olan esnafımız.

Bahri Bilgili: Beşikdüzü’nde durak çay ocağı çalıştıran esnafımız.

Süleyman Özdemir: Köyde zahireci ve kasap olan esnafımız.

Şakir Yenigün ve Hasan Yenigün: Beşikdüzü’nde gıda üzerine esnafımız.

Muhammet (Mehmet) Turan: Beşikdüzü’nde elektrik malzeme dükkanı olan asansör yapan esnafımız.

Mehmet Dişli (Karaca): Beşikdüzü’nde zahire dükkanı olan esnafımız.

Aslan Özdemir (Beşikdüzü`nde  pimapen işleri  yapan esnafımız)

Önder Öztürk ( Beşikdüzünde lokanta işleten esnafımız)

 

Kasaplık Yapanlar

 

Belirlenebilen kasaplar şunlardır:

Ahmet Emanet (Gadirağan)

Süleyman Özdemir

Ali Özdemir

Hüseyin Topal (Kkemeralinin)

Kazım Emanet

Ömer Özdemir

 

Demirci Ustaları

Balta, girebi, kazma, orak, divan gibi demirden gereçleri yapan ustalardır.

Belirlenebilen demirci ustaları şunlardır:

Mehmet Kurt (Hasanustanın Mehmet)

Ahmet Turan(Garasanın)

 

Sepet, Küfe ve Külek Yapanlar

Belirlenebilen sepet, küfe ve külek yapanlar şunlardır:

Tufan Turan (Garasanın Ahmaetin babası)

Ali Yılmaz (Cerenûn )

Hamit Tohumluk

Mustafa Tohumluk

Hüseyin Tohumluk

Ahmet Turan(garasanın)

Osman Aslan (Gödeğen)

Osman Bektaş (Hasanağan)

 

Elektirik Ustaları

Belirlenebilen elektrik ustaları şunlardır:

Murat Turan: Köyümüz dahil Beşikdüzü’nün tüm çevre köylerinin elektrik işlerini yapmış. Aynı zamanda elektrik malzeme satışı yapan dükkan işleterek esnaflık yapmıştır.

Ahmet Turan: Aslen öğretmendir, ancak aynı zamanda elektrik ustasıdır.

Muhammet Turan (Mehmet): Hem elektirik hem de asansör ustasıdır. Beşikdüzü’nde dükkanı vardır.

Cenaze Yıkayan Kadınlar

Belirlenebilen cenaze yıkayan kadınlar şunlardır:

 

Gülüzar Kurt (Hocanın Fadime’nin annesi)

Fadime Kurt (Hocanın Fadime)

Kadun Sağlam (Ahmet Hafız’ın eşi)

Fatma Turan (Dibek Garısı)

Hanife İpek (Hüseyin Hafız’ın kızı)

Elmas Sağlam (Mehmet Sağlam’ın eşi)

Kadun Şengezer

 

Kına Türküsü Söyleyen Kadınlar

Belirlenebilen kına türküsü söyleyen kadınlar şunlardır:

 

Gülüzar Yenigün (Efendûn, Hüsnünün Ali’nin eşi)

Meryem Aydın (Kemal Aydın’ın eşi)

Hanife İpek (Hüseyin Hafız’ın kızı)

Ayşe Yılmaz (Ahmet Yılmaz’ın eşi)

 

Kendir İşlemeciliği ve Dokumacılığı

 

Bir lifli bitki olan kendir bir zamanlar köyümüzde ekilmekte idi. Bu bitki yaklaşık 2 m boyunda ince yapraklı ve inceciktir. Baharda ekilir, olgunlaşınca kesilip kurutulurmuş. Liflerini soymak için ıslatılıp hazırlanır, komşular hep beraber imece usulü yardımlaşarak soyulurmuş. Soyulan lifler toplanıp değirmene götürülür, burada ayrı bir odada bulunan dibekte iyice dövülürmüş. Ören köyündeki bazı değirmenlerde dibek denilen kendir dövme tokmağı varmış.

 

İncelmiş lifler eve getirildikten sonra keski denilen aletle kısa kısa kesilirmiş. Dövülen ve kesilen lifler iki defa yün tarağı denilen taraktan taranırmış. İyice taranan lifler “örege” denilen makaralara sarılırmış. Öregenin dibi çomak denilen çubuğa takılır, işlemeye hazır hale getirilirmiş. Öregenin çomağı kuşağa tuturulur, eğeceğin ucuna kurşun denilen ağırlık takılır, hazırlanan lifler öregeden eğeceğe ince işlemelik ip haline getirilerek sarılırmış. Böylece ipler işlenir dokumaya hazır hale getirilirmiş. Bu iplikler kelepçeyle çile halinde sarılıp ve bu çileler kaynatılarak beyazlatılırmış.

 

Kaynatma sırasında çileler bir çamaşır sepetine yerleştirilip üstüne bez örtülür, bezin üstüne kül konulurmuş. Küle sürekli kaynar su dökülerek ipliğin beyaz olması için yıkanırmış.

Hazırlanan ipler, hemen her evde bulunan keten dokuma tezgahlarında dokunurmuş. Keten dokumasında kullanılan aletler:

Kelepçe: Bu alete iplik sarılarak çile haline getirilirmiş

Alemit: İplik çilesi takılıp sarmaya hazırlanan alet

Cara: Masura ve makuk takılıp iplik sarma aleti

Makuk: İplik sarılan büyük makara

Masur: İplik sarılan küçük makara

Kürdün Durmuş’un eşi, keten dokuma tezgahı hazırlarmış. Daha sonra bu aile köydeki bütün mallarını satıp göçmüşler.

Köyde hazırlanan keten iplikleri, Süleyman Özdemir’in eşi Emine Özdemir’e getirilirmiş ve o da bu ileri tezgahta dokunacak şekilde, “ıyma” denilen germe işini yaparmış. Keten dokumayı herkes evindeki tezgahta dokurmuş. Dokunan keten bezlerinden çeşitli giysiler dikilirmiş. Kalın iplerden çuval türü eşyalar yapılırmış.

                                                                                Güler ipek 16/3/2008

 

           

 | anasayfa | belediye | tüyad | muhtarlıklar | müze projesi | halk kütüphanesi | türkelli kitabı |