EL SANATLARI

SEPETÇİLİK (sepet örme)

            

             Sepetçilik,  önemli  zanaatlarımızdandır.

             Gelir getiren bir meslektir.Taşıma işlerimiz için gereklidir. Neredeyse her şeyimizi sepetlerle taşırız. Çeşitli boylarda üretilir. Boylarına ve kullanıldığı işlere göre adları vardır: Gıdık, sepet, harar, el sepeti, üzüm sepeti,...

             Günümüzde hediyecilikte, süslemecilikte kullanılmaktadır.

             Özlerin hazırlanışı:

             Araç ve gereçleri: Bıçak, testere ve kırebi; özü kesmek ve yontmak için gereklidir. Kestane ve fındık fideleri öz yapımında kullanılır.. Sepetin dört elemanı vardır; bağcık, direk, çubuk ve massif (ahşap). Bağcık bizim köyde dırmaçtan yapılır. Direk sepetin  iskeletidir, biraz kalın yontulur. Çubuklar iskeleti saracağından dönecek esneklikte, ince tutulur. Massif (ahşap) ise taban ya da ağız kısmında kullanılacağından, yerine göre kesilir. Her ağaçtan kesilebilir.

              Burada bir sorundan söz etmek yerinde olur kanısındayız. Artık su azalıyor ve ısı yükseliyor. Suyun azalmasının nedenlerinden biri de, su kaynaklarını su şirketleri ele geçirdi. Artık derelere su akmıyor. Doğal olaylar zaten iyice sorun. Öyleyse bize düşen önemli iş ise fide dikimi. Sepet yapanlar kestikleri fide sayısının iki katı fide dikmeli ki, öz kesme zamanı fide bulabilelim.

             Öz hazırlama için fındıklık ya da kestane ormanına gidilir. Ortalama 2metre boyunda, baş parmak kalınlığında ( biraz daha kalın da olur) kestane ve fındık çubukları - fideleri kırebi ile kesilir. Kurumadan öz çıkarılmalıdır. Kurursa, çatlar kırılır, öz çıkarılamaz. Kesilen fidenin kalın tarafından özün ne kadar kalın olmasını istiyorsak o derinlikte çentik açılır. Fide bükülerek çentik yerinden yarılmaya çalışılır. Biraz açılınca arasına parmak sokularak ( yoksa öz kırılır) yarılması sürdürülür. Öz çıkarma işi bitirilince sıra özlerin ustanın dizi üzerinde bıçakla yontulmasına gelir. Bir elde bıçak iyice yatırılarak ve sabit olarak diz üzerinde tutulur. Öz tutan öteki el, bıçağın altından geçirdiği özü kendine doğru çeker. Bu yeni başlayanlar için çok zordur. Bir sürü öz kaybeder ama zamanla düzelir.

              Direk  ve çubuk sayısı yeterince  hazırlanır. Suda bırakılarak örmeye uygun yumuşaklığa gelmesi gerekir. Zaman kazanmak için akşamdan geniş bir kabın içine (köyde çeşmenin altına) suda bırakılır. Direk olacak özler ise, sepetin yüksekliğinden biraz uzun olarak ayarlanır. Direklerin sayısı tek olarak belirlenir. Örneğin 11. Tek  olursa, örme sırasında çubuklar bir kez dolanıp aynı yere gelince, örülenlerin altından geçer ki bu örme ilkesine uygundur. Zaten çubuklar başka türlü birbirlerine sarılmazlar.

 

  Bu yazıyı Türkiye'nin öteki ucundan aldık.KAYNAK:Bursa’da Durhasan Köyü-Mustafa DOĞRU 

        Sepetçilik taş devrinden beri icra edilen bir zanaat. Ancak taş devrinden bugüne ulaşmış herhangi bir sepet kalıntısı yok. Çünkü sepet yapımında kullanılan malzemeler organik olduğundan çabucak çürüyüp gidiyor, bu sebeple de arkeologlar sepetçiliğin gerçek tarihini belirlemekte oldukça güçlük çekiyorlar.
Diğer taraftan kuru kumlar, iyi bir muhafaza teşkil ettiğinden Amerika'da yapılan araştırmalarda, M.Ö. 9 bin ila 7 bin yılları arasında yapılmış örgü sepet kalıntıları bulunmuş. Bu da, sepetin cilalı taş devrinden önce var olduğunu ortaya koyuyor. Mısır ve Irak'ta da M.Ö. 5270 - 4630 yılları arasında yapılmış sepet kalıntıları bulunmuş.
        Bu dönemlerinde sepetçilik, çömlekçilikle birlikte yürütülmüş. Bu yüzden de kazılarda ele geçirilen sepetler çamur veya kille sıvalı. Sebebi ise sepetleri su geçirmez hale getirmek ve su taşımada kullanmak. Bu gibi durumlarda sepetler çürüyüp gitmiş, ama içini kaplayan kil tabakası sepetin biçimini alarak sağlam şekilde kalmış. Avrupa'da bulunan en eski sepetler de M.Ö. 2500 yıllarına ait. İsviçre'de göl evlerinin bulunduğu bölgelerde ele geçirilmiş.
         Şimdi ise yılların yorgun ama usta elleri, belki son defadan bir önceki kez yapıyorlar sepetlerini. Ustalarından öğrendikleri zanaatın  kuşaktan kuşağa devamına, hiç umutla bakmıyor bu ustalar. Büyük ihtimalle kendileri    noktalayacaklar mesleklerini. Zira şimdinin çocukları  artık babalarının yanında yetişmiyor.   Onlar okuyor, mühendis, teknisyen, doktor oldular, olacaklar. Akışı durdurulamayan tarihin kendi kendine galibiyeti bu.***

 

       
üzüm sepeti bir usta öz çıkarıyor diz üzerinde  yontuyor el sepeti örnekleri h. tohumluk örüyor kadirga pazarında
           
               Sepeti örmeye başlayabiliriz.

               Yuvarlak öz, sepetin ağız genişliğine uygun bükülerek bağlanır. Direkler, ortasına yakın 90derece olacak şekilde U biçiminde bükülür. Ama U nun alt yanı 4-5cm olmalıdır. Bir önemli not ise, bükülme sırasında direkler yassı duracak şekilde çevrilmelidir. Yuvarlak öz ele alınır. U nun altı bu yuvarlak öz ile çakıştırılır ve çubuk özle sarılarak bağlanır. Yan yana kaç direk geleceği önceden ayarlanır ve tümü önceki  direk gibi, bitişik ve açılmayacak biçimde bağlanır. İlk çubuk öz bir alttan , bir üstten geçirilerek direklere sarılır. Sıkıca örülür.Çubuk bitince yenisinin ucu örülenin altına gizlenir ve sararak örme sürdürülür. Daralmaya başlayan yerlerde çubuklar çekilerek sıkılır. Bazı sepet türlerinde tabana yaklaştıkça direklerden ortadakiler azaltılır. Bükülerek öteki taraftakinin arasına aşağı sokulur. Kısaltılmayanlar sağ ve soldaki direkler ise sepetin ayaklarını oluşturacaktır. İstenirse massif (ahşap) testereyle kesilir, direklerin arasına sokularak örme bitirilir. İsteyenler renkli çubuklarla örebilir ya da sonradan boyama ile motif yapabilir.

             En son sepetin bağları bağlanır. Bağ dırmaçtan kesilir. Sepet sırta alındığında, bağ omuzdan dolaşacak ve 10cm. bükme payı olacak uzunlukta olmalıdır. Kesilen dırmacın iki ucu tersine bükülerek, arasından ince bir kırnap ya da örülmüş ip geçecek boşluk bırakılarak dikilir. Bu boşluktan geçirilen kırnap sepet örgülerinin  arasından geçirilir, içerden (direk sağlam olacağından direği de içine alarak)  kör düğümle bağlanır.

             Sırta alınır. Güle güle kullanınız...

                                                                                                                      Şakir SAĞLAM

 

 | anasayfa | belediye | tüyad | muhtarlıklar | müze projesi | halk kütüphanesi | türkelli kitabı |