|
Babam HACELU
MEHMET HAFIZ, Hacelu Molla Şakir ile Bektaşu Halil’in kızı
Hatice’nin üç oğlundan en büyüğüdür.
Babamın adı
Mehmet mi, Ziya mı yoksa Mehmet Ziya mı? Kendisi, yanlış
anlaşılmasın diye Beşikdüzü’ndeki dükkanın tabelasına “Hafız Mehmet
Ziya SAĞLAM” diye yazdırmıştı. Benim nüfus kağıdımda “Ziya” yazıyor.
Dedem soyadını
HACIALİOĞLU olarak almış. Soyadı yasasına göre “hacı” kelimesi
kaldırılması gerekli olmuş, “SAĞLAM” olarak değiştirilmişti. 1968
yılında mahkeme kararı ile, yeniden “HACIALİOĞLU” olarak
düzenlenmiştir.
Babam, Hacıhafız
Hoca’dan ders alarak 11 yaşında “hafız” olmuştur. Askerliğini
sıhhiye çavuşu olarak Erzurum Mareşal Fevzi ÇAKMAK Hastanesin’de
yapmıştır. Askerlikte öğrendikleri ile pek çok kimseye iğne
yapmıştır. Ayrıca diş çekmiştir.
Genç yaşta gurbete
çıkan babam, Samsun-Çarşamba’nın köylerinde, bir ara imamlık ve
kuran kursu hocalığı yapmıştır. Bir süre Zonguldak Kömür
İşletmesinde de çalışmıştır.
Gurbet hayatını
sona erdirerek 1950’li yıllarda Eynesil’ de Manifatura dükkanı
açmıştır. Ören Köyü ile köyümüzün arasındaki yayla davası yüzünden
köylülerimiz Eynesil’ gitmeyince, iş yerini 1950’li yılların sonuna
doğru Beşikdüzü’ ne taşımış ve yaklaşık 20 yıl çalışmıştır. O
yıllarda tekstil ve konfeksiyon gelişmemişti. Manifatura dükkanından
satılan kumaşlar, terzide diktirilirdi. Zamanla, aralıklarla biz de
babama yardım ederdik.
Babam sert
mizaçlı, çatık kaşlı idi. Çabuk sinirlenirdi. Sinirlenince de yüksek
sesle konuşurdu. Bu huyunu bilenler temkinli davranırdı.
Babamın bir anısı
ile bitirelim:
Bir gün köyümüzden biri, babama
-
Hoca demiş, bir şey danışacağım sana ama, sakın bana kızarak
bağırma. Demiş.
Babamın cevabı ise
söyle olmuş:
-
Sen danışacağını danış, ben kızılacaksa kızarım.
Allah rahmet
eylesin.
Em.Ögr.
Mustafa HACIALİOĞLU ( Gençağa
) |