İPEK AİLESİ

HÜSEYİN HAFIZGİL

 

    Hacı Osman Bölükbaşı    
  İbrahim Ağa Mehmetali Çavuş Hacı yakup    
           
    Mehmet Ali Çavuş

Çocukları: Mahmut  ve Mehmet Ali

   
           
    Mehmet ali    
Hafız Hüseyin Hafız Hüsnü Gadun Mineş Ayşe Gülüzar
           
           
    Hüseyin Hafız eşi Havva eşi Emine  
           
Çocukları: Mehmet, Ahmet, Ali, Mustafa Kemal Reis, Hanife, Cemal Azmi, Fahri Yılmaz, Melahat, Refika
           
    Mehmet eşi Hanife    
           
    Mehmet      
         
    Necati      
           
Selma Hülya Ayla Ufuk Uğur Ayten
           
           
           
    Ahmet eşi İfaket / eşi Refiga    
           
Asuman   Bora   Cenkçi  
           
           
    Ali eşi Ayşe    
           
         Nihat Aydın

 eşi Güler

     Nevzat Faik eşi

Fatma      

     Atika eşi  Ahmet

TURAN

Ali   Kevser   Öznur  
Ayşenur       Özlem  
        Özgür  
           
    Mustafa Kemal Reis      
         
    Mustafa Kemal Reis      
           
           
           
    Hanife      
 
           
    Cemal Azmi      
     
    Cemal Azmi eşi Hanife    
Çocukları: Güler, Sait Ersin, Sabahat, Gönül, Halil İbrahim, Caner
         
    Güler eşi          Aydın İPEK Sait Ersin  eşi İpek Hüseyin    Gönül eşi            Metin YENİGÜN Halilibrahim Caner
Ali     İbrahim    
Ayşenur          
    Fahri Yılmaz eşi Kadriye    
           
  Haluk Zafer

Hakan

Fatma Hilal    
           
           
    Melahat eşi Mehmet YANIK    
Çocukları: Salih, Ufuk, Seral
           
    Refika eşi Bahri BİLGİLİ    
Çocukları :Sevim, Gülaçtı, Şenol Erol, Emine, Elmas
           
   

 

     

         

         Güler İPEK

        (Cemal Azmi İPEK kızı -kısa yaşamı)

        Sis dağı yaylasında patar (ağaç) evinde 18.06.1957 yılında dünyaya gelmişim.

        Çocukluğum Türkelli Köyü ile  Kadırga Yaylası  arasında geçti.

        İlkokulu köyde okudum.  Orta okula gidemedim. O zaman orta okul Beşikdüzü’nde idi. Dedem kaydımı yaptırdı ama babannem okumama karşı çıktı, okula gidemedim. Ama okumayı asla bırakmadım,  ne bulduysam okudum. Eski kitaplar, gazeteden yapılmış kese kağıtları, ekmeğe sarılmış eski gazeteler, kardeşimin eve getirdiği teksas tommiks kitapları…Kısacası okumaya dair yazılı her şeyi okudum. Annem ahıra ineklerin işlerini  görmek için gönderirdi, ben hırkamın içine kitap saklar  ahırda gazelin içine oturur kitap okurdum, okumaya meraklıydım.

        Aradan dört yıl geçti köyümüze dikiş nakış kursu açıldı. Ben de  gidip yazıldım. Kursa devam ederken  kurs hocamız; Güler sen zeki bir kızsın sınav varmış, ebe okulu sınavı sende gir dedi.

Ben de rahmetli Ethem hocaya gidip dilekce yazdırdım. Evden habersiz gönderdim. Sınav zamanı nasılsa kazanamaz gidip gezsin dediler. Trabzon’da sınava girdim. Altı yedi arkadaş idik, tek ben kazandım. Kütahya sağlık okulunu üç yıl okudum. Göreve gitmeden Nihat İPEK’le nişanlandım. 01.11.1976 yılında Kayseri / Kuşcular beldesinde göreve başladım. 1977 haziran ayında evlendim. Rize’ye tayin oldum…Orda 24.05.1978 yılında oğlum Ali doğdu. 1981 ekim ayında Trabzon’a tayin oldum. 21.12.1981 yılında kızım Ayşenur doğdu. Okuma isteğim hala devam ettiği için sağlık bakanlığına dilekce yazdım, bize sağlık meslek lisesinde bitirme hakkı verilsin diye. Dilekçeme yanıt geldi;  bana şu anda öyle bir olanak yok, milli eğitimin lisesini bitirirsen özlük hakkından yararlanacaksın diye. Milli eğitim müdürlüğüne dilekce verdim, ortaokul da fark ders verin dediler. Ortaokul fark dersleri verdim, ikinci ortaokul diplomasını aldım. Liseye baş vurdum. Lise bitirme sınavına girerek liseyi bitirdim. Sağlık meslek yüksek okuluna baş vurdum, kazandım. Açık öğretim okulunu okudum. Bu okulu okurken sağlık bakanlığı meslek liselerinde bitirme sınavı hakkı verdiler. Buraya da baş vurdum aynı sene. Bu lise bitirme sınavına da girerek ikinci lise diplomamı aldım. Tabi Yüksek okulu da bitirerek  yüksek hemşirelik diplomasını aldım. 28 yıl 5 ay çalıştığım mesleğimden 01.04.2004 yılında emekliye ayrıldım.

       Bu okulları okurken eşim Nihat İpek’in çok desteğini gördüm, kendisine  teşekkür ediyorum.

       Şimdi  sosyal işler le ilgileniyorum.                 

                                                                                             Güler İPEK

                                                                                      Emekli  ebe / yüksek hemşire

 

           

Babamın manileri

 

   Babam  Cemal Azmi İpek  1961 yılında doğan üç aylıkken beşiği ateşe devrilip yanarak ölen,hiç görmediği oğluna yazdığı manilerin bir kısmını buldum. Yazmak istedim.

 

İşi bıraktım o gün

Ağladım yana yana

Ne oldu bilmiyorum

Mektubunuz yok bana

 

Köyde olan insanlar

Gidiyorlarmış işe

Abeyimden mektup var

Yollamış karabüke

 

Traş olayım dedim

Bulamadım berberi

Mektubu geldi bana

Duydum acı haberi

 

Dizlerim tutuluyor

Gidemiyom yokuşa

Haber döndürdü beni

Beynimden vurulmuşa

 

Dünya bir zindan oldu

Sanki ben bayılmışım

Ne oldu bilmiyorum

Karanlığa dalmışım

 

Gece rüyamda gördüm

Baktımki benim odam

Uykumdan uyanmışım

Var etrefımda adam

 

O güzel yüzlü bebek

Kucağıma almadım

Onu sevip koklayıp

Hayallere dalmadım

 

Küçük olan çocuğun

Kanı kaynamaz kanı

Beşiklemi devrildi

Yavrumun tatlı canı

Bir yandan yanıyordu

Hemde kıvranıyordu

Acı acı bağırıp

Kurtaran arıyordu

 

Allahım verdi bana

Yinede Allah aldı

Yaktılar küçüğümü

Beni kedere saldı

 

Daha hiç görmemiştim

İsmini bilmiyorum

Vermesin böyle acı

Allahtan diliyorum

 

Karnı doymayan çocuk

Bağırmaya kanarmı

Öyle körpe kuzulzr

Ateşlerde yanarmı

 

Kalbimden yaralandım

Akar yaramın kanı

Yaktılar gül çiçeği

Yokmuydu onun canı

 

Varmıydı daha çilem

Buda geldi başıma

Yandı benim küçüğüm

Girmemişti yaşına

 

Beni gelecek diye

Beklermisin bebeğim

Kırdılar kanadını

Kanatsızdır meleğim

 

Keşke yanımda olsan

Belki böyle olmazdı

Ateş sarmazdı seni

O gül benzin solmazdı

İki elinden tutup

Severek yürüttünüz

Ondan evvel kaç çocuk

Bu evde büyüttünüz

 

Keşke olmas idi

Benim oldu sanmazdım

Doğru ecelden ölse

Öldüğüne yanmazdım

 

Baırma acı acı

Ateş sildi yaşını

Seni yaratan Allah

Kurtarmadı başını

 

Gül yüzün soldu artık

Daha sakın bağırma

Ben çok kabahatliyim

Babam diye çağırma

 

Yaktılar seni gülüm

Girdiler kanlarına

Al dediler almadım

Sizleri yanlarıma

 

Hayat öyle çok zorki

Her birimiz bir yerde

Ekmek parası için

Bıraktım sizi köyde

 

Annesi evde yokmuş

Gitmiş gazel yaprağa

Ben görmedim yavrumu

Girmiş kara toprağa

           

 | anasayfa | belediye | tüyad | muhtarlıklar | müze projesi | halk kütüphanesi | türkelli kitabı |