müze projesi

OĞUZMÜZESİ- Beşikdüzü -Trabzon

(  OGUZMU  )

 

 

                                                                       Türkelli Beldemizden bir görünüm

    Türkelli Müzesi projesi, yavaş ilerlese de başaracağımıza inanıyoruz.

Müze için topladığımız bazı eşyaların fotograflarına bakmak için klikleyiniz...

    fotoalbüm   

 

 

Müze hayalimizle ilgili bir çalışma görüyorsunuz.   Ayvatlıdaki Sofu Mehmet'in Evi ve çevresi...

Sizler de başka çalışmalar yapınız ve  bizimle paylaşınız. Ya da  başka fikirlerinizi bekliyoruz.

 

Kazim ÖZTÜRK' ün evinde biriktirdiklerini bize açarak fotografa izin verdiği  için teşekkürler  Bu da Mustafa TOPALIN evi..
 

        Çocuklar iyi saklayın ha, bakarsınız müzemizi kurarız da elinizdekiler gerekir o zaman...

 

Bakınız karadenizin başka bölgelerindeki benzer kültüre...

Bu fotografı Serander kitabının yazarı Atalay YILMAZ gönderdi.

 

      Sevindirici gelişme...

           Sitemizin kurulması ne denli doğru olmuş. Beldemizin tanıtımı, bir birimizi tanıma, müze fikri, farklı anlayışların buluşarak aynı hedefe yönelmesi önemlidir. Sevindiricidir.  Düşünenler, emek verenler sağolsunlar.

           Aşağıda bu alanlarda fikir üretenlerin önerilerini, çalışmalarından bazı ayrıntıları göreceksiniz...

           Tümünüze kolay gelsin...

 

    

     Merhaba,
     İnternet sayesinde Türkelli insanının iletişim kurması ne iyi oldu. Güler İpek'in ve Garezeû Gülsen'in (Aysel Kılıç, ablam olur) projelerini biliyorum. Hatta o serginin konseptini konuşmuştuk uzun uzun. Çok güzel bir düşünceydi, ama sponsor olmayınca malesef gerçekleşemedi. Güler İpek ablamız bu projenin detaylarını da bu gruptakilerle paylaşırsa köyün gurbetçi geçmişiyle ilgili ne kadar güzel bir düşünce olduğu görülecektir.

    
Müze projesine gelince... Bu proje konusunda Güler İpek ile daha önce konuşmuş, büyük bir heyecan duymuştum. Hatta Türkelli Beldesi Belediye Başkanı Sayın Hasan Hüseyin Algan ile birkaç yıl önce ilk kez tanıştırıldığımda, bir "Türkelli Müzesi" projesinin kendi Belediye Başkanlığı zamanında gerçekleşirse büyük bir prestij kazanabileceğinden filan söz etmiştim. Eğer bu satırları okuyorsa anımsayacaktır. Hacelûn Şakir bu konuşmaya şahittir. Nitekim geçen yıl Güler İpek böyle bir girişim başlatmış. Aklın yolu bir... Türkelli'ye yapılacak en güzel hizmetler bizleri aynı platformda buluşturuyor. Hatta <turkelli.com> sayfasında, http://www.turkelli.com/images/muzefoto/index.htm adı altında fotoğraflarla bir müze sayfası çoktan açılmış durumda.

    Arkeoloji araştırmacısı olduğumdan meslek hayatım müzelerle içli dışlıdır. Dünyanın en belli başlı müzelerini ziyaret etmiş biriyim. Müze kurmanın bir uzmanlık işi olduğunu, amatörce başlayan girişimlerin eğer doğru yönlendirilirse büyük başarılar sağlayacağını iyi bilirim. Türkiye'nin bazı üniversitelerinde bu işin 4 yıllık yüksek eğitimini veren Müzecilik bölümleri bile mevcut. İşin Kültür Bakanlığı'ndan alınması gereken izin boyutu var; depolama, konservasyon, belgeleme ve tanıtım boyutları var... Güler İpek 60 parça eserden söz ediyor. Bu kısa zamanda binlerce eser haline gelebilir... İşler büyüyebilir... Uzman bilgisi olmazsa her şey berbat olabilir... Dolayısıyla doğru bir projenin doğru bir başlangıcı olmalıdır:

      1. Belediyenin bu projeye sadece mekan sağlaması yetmez, bu projenin topyekün sahibi olmak zorundadır.
      2. Güler İpek bu işi başlattığına göre ona bazı sorumluluklar yüklemek gerekir.
      3. Böyle bir iş büyük bir özveri gerektirir, ama bizlerin göstereceği özverinin hep bir sınırı olmak durumundadır.
      4. İleride gerekli olacak uzmanların giderleri gibi, müzenin teknik gereksinimleri gibi harcamalar Belediye tarafından sahiplenilmek zorundadır.
     5. Ayrıca tabi Türkellililer bir dernek kurup bir fon oluşturarak bu kendi müzelerine maddi destek sağlayacaklardır.
     6. Velhasıl Güler İpek'in attığı adım ancak bir "Oğuzeli Türkelli Müzesi Derneği" kurulursa sağlam bir temele oturmuş olur. Bence Güler İpek'in ihtiyacı olan en büyük destek, ancak böyle bir yasal örgütlenme ile karşılanabilir.
     7. Kurulacak dernek üzerinden sponsor bulmak çok daha kolay olacaktır.
     8. Bu tür bir örgütlenmeye bizim gibi birçok Türkellilinin destek vereceğinden eminim.

     Selamlarımla

                                                   Garezenûn Sinan (Sinan Kılıç)

 

 

       merhabalar...

       ben 3-4 yıldır kafamda bazı projeler var köy için birincisini garezenun ömerin kızı gülsenle hayata geçirmeyi denedik. ben köyde çoğunluğu eski olmak üzere bir çok fotoraf topladım gülsen in fotoraf cı aynı zamanda ünüversitehocası arkadaşıvar onunla konuştu topladığım fotorafları gönderdim. fotraflar bilgisayar ortamındatarandı kaydedildi.festival zamanındasergi açacaktık 3yıl önce sponsur bulamadık. fotoraflar bekliyorsergi için hazır.ikinci olarak sergi çalışmamvar daha önce gittiğim bir gezisırasında gördüğüm bir etnoğrafya müzesi bana fikir verdi naden bizim yitip giden değerlerimiz müze olarak değerlenmesin.bu sene 2007 yazaylarında malzeme toplamaya başladım. topladığım malzemeleri defter tutup kaydettim kimden aldığımı.etiket aldım hepsini aldığım kişilerin adınakullandıkları kişiler adına etiketliyeceğim.müze için malzeme ve müzenin düzenlenmesi için yardım larınızı bekliyoruzköye gldiğiniz zamankıyıda köşede unutulan eşyaları toplayın değerlendirelim. topladığım malzemeleri eski belediye binasına topladım. 60 civerında malzeme var. yarmadeğirmeninden dastara dırmaca kadar.
  fikirlerinizi yardımlarınızı bekliyoruz.

                                                                                            güler ipek

 

      merhaba...

      çalışmaları takip ediyorum.bende katkım olsun istiyorum  ipek sülalesinin soy ağacını toparlıyorum göndereceğim.  birde benim kişisel çabam olan sizin resimle yaptığınız müze çalışması...  epeyce malzeme topladım bazı kişilerden değişik malzeme sözü aldım. belediye başkanıyla konuştum malzemeleri eski belediyeye topluyorum. köyümüzün kütüphanesi var neden bir müzesi olmasın .yitip giden değerlerimizi orda sergilemeyelim  herkesten destek bekliyorum saygılarımla     
      türkellipostasına üye olmak istiyorum                                             güler ipek

 

 müzecilik hakkında yazılmış aşağıdaki yazıyı, Sinan KILIÇ gönderdi...Teşekkür ediyoruz...                                              

  Özel Müzeler ve Özel Müzecilik

   Yasal sınırlılıklar, bu iş gerekli niyet ve emeğin çokluğu, elektronik ortamın olanaklarıyla birleşince, bir şeyleri biriktiren ve onları toplumla paylaşmak isteyenlerin önüne bambaşka bir ufuk açıldı: "Elektronik ortam müzeleri".


   BİA Haber Merkezi  14/10/2006    Mustafa SÜTLAŞ


   BİA (İstanbul) - Gezip gördüğüm yerlerdeki özel müzeleri ve müze niteliğindeki koleksiyonları yazarken bir yandan da "İnternet"in olanaklarından yararlanarak, bu işin ne olduğunu ve ülkemizde ne durumda olduğunu araştırmaya çalıştım.

    Bu yazımda size bulduklarımı ve öğrendiklerimden söz edeceğim. Aslında bu araştırmamda; önceki yazılarda söz ettiğim yerlerde "neden buraların gerçek birer müze" olmadığı sorusunun yanıtını arıyordum. Çünkü gezdiğim dolaştığım o yerleri oluşturan kişilerin, hemen hepsi anlattıklarının bir yerinde bu işin çeşitli "zorlukları"ndan ama özellikle de "bürokratik sıkıntıları"ndan söz ediyorlardı. Bu nedenle örneğin "Müze" sözcüğünü kullanamadıklarından yakınıyorlardı.

                "Devletin korunması"

  O nedenle önce bu işin mevzuatını araştırdım. Gördüm ki "korumacı" yaklaşım başka alanlarda olduğu gibi "devletin korunması" anlamına geliyordu.

Anlayabildiğim kadarıyla "Uluslarası Müzeler Konseyi (ICOM)"un genel düzenlemeleri çerçevesinde ama "ülkemizin özel durum ve koşulları"na uygun bir müzecilik yapılabilmesi için üç önemli mevzuat bu alanı düzenliyor.

* Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu Kanun Numarası: 2863 (Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 23/7/1983 Sayı : 18113 )

* Özel Müzeler ve Denetimleri Hakkında Yönetmelik (Resmi Gazete Tarihi: 22.01.1984 Resmi Gazete Sayısı: 18289)

* Milletlerarası Müzeler Konseyi (İCOM) Türkiye Milli Komitesi Yönetmeliği (Resmi Gazete Tarihi: 11.12.1970 Resmi Gazete Sayısı: 13691)

          "sınırlamalar ve kısıtlamalar" manzumesi

  Araştırmayı yaparken rastladığım; İlber Ortaylı'nın Sadberk Hanım Müzesi'nin kurucusu ve yöneticisi "Sevgi Gönül"le ilgili yazdığı "Bir müzecinin portresi" başlıklı yazıda "Koleksiyonlarını evinin dışına, herkesin önüne taşımaya karar verdiğinde; 'Özel Müze Yönetmeliği' taslağıyla zamanın kültür bakanının önüne çıktı. Çok kişi değil, hemen herkes bu özel müze işine kulp taktı. Daha ilginci, taraftar olanlar da nereye kadar taraftar olacaklarını bilmiyorlardı. Anane meselesi; müze ve koleksiyon dediğin devletin kılıcı altında gezilirdi." değerlendirmesini yapıyor ve yazının sonunu da "Özel müzecilik bir hizmettir, gönülden yapılırsa ülke sınırlarını aşan etkileri görülür. Bu bir meslektir. Hayat boyu sürecek bir meşguliyettir ..." diyerek bağlıyor.

Bugün Topkapı sarayı Müzesi'nin başında olan ve yıllarını bu alana vermiş bir insanın bu değerlendirmesini bu alanda çaba sarf eden pek çok kişi de paylaşıyor. Söz konusu yasa ve yönetmelikler neredeyse bir "sınırlamalar ve kısıtlamalar" manzumesi olarak bu ülkeye ve insanın hizmet veriyor.

              97 "özel müze" var!

Vatandaşına güvenmeyen ve tarihin, kültürün araştırılmasından aslında "pek de hazzetmeyen" bir devlet yaklaşımı nedeniyle olmalı Kültür Bakanlığı'mızın İnternet sayfasındaki "özel müzeler" başlıklı bölümde adları sıralanmış yalnız 97 "özel müze" bulunuyor.

Bakmayın onların adlarının "özel müze" olmasına. Çoğu aslında Kültür Bakanlığı dışındaki; Başbakanlık, Milli Eğitim, Ulaştırma, Sağlık Bakanlığı gibi Bakanlıklar, Genel Kurmay başkanlığı gibi Askeri yapılar, İl valilikleri, Belediyeler, Üniversiteler ve özel yasayla kurulmuş kamu kurumu niteliğindeki yapılar gibi "resmi devlet birimleri"ne ait müzeler. Bazı vakıflar, sendikalar, bankalar da aslında bunların arasında yer alması gereken "kurumsal" yapılar. Gerçek özel müzelerin sayısı çok az.

Kültür Bakanlığı'nın verdiği listeye göre "özel müze"lerimiz şunlar:

Ankara Ülker Zaim Müzesi, Antalya Suna-İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi, Aydın Fatma Suat Orhon Müze ve Sanat Evi, Çanakklale Adatepe Zeytinyağı Müzesi, Çanakkale Hadımoğlu Konağı Türk evi Etnoğrafya (Müze), Erzincan (Kemaliye) Ali Gürer Özel Müzesi, İstanbul Ayşe ve Ercüment Kalmık Müzesi, İstanbul Haluk Perk Müzesi, İstanbul Rahmi M. Koç Sanayi Müzesi ve Sadberk Hanım Müzesi, Burgazada Sait Faik Abasıyanık Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi, İzmir Yaşar Resim Müzesi ve Sanat Galerisi, Konya A.R. İzzet Koyunoğlu Şehir Müzesi, Marmaris- Halıcı Ahmet Urkay Müzesi.

               Pek çok "müze" niteliğindeki yapı listede yok

    Araştırmamda bunlardan bazılarına ilişkin bilgilere de ulaştım.Görüldüğü üzere bunların arasında medyadan bildiğimiz pek çok "müze" niteliğindeki yapı yok.

İnternetteki bu araştırmamda "Erzincan Kemaliye Ocak Köyü Özel Müzesi" 'nden, işadamı Hilmi Nakipoğlu'nun, topladığı 900 fotoğraf makinesini "Nefus Nakipoğlu Zihinsel Engelliler Okulu"nda oluşturduğu müzede sergilediğini öğrendim.

    Fotoğraf makinesi deyince aklıma yılların usta fotoğraf sanatçısı "İsa Çelik" ve atölyesi geldi. Onun atölyesinde de hemen tümü çalışır durumda yüzlerce fotoğraf makinesi ve fotoğrafla ilgili çeşitli araç gerecin yer aldığı, aynı zamanda inanılmaz bir arşivi barındıran "atölyesi" aklıma geldi.


Kültür Bakanlığı'nın listesinde adı olmayan ama web sitesinin bir başka bölümünden öğrendiğim "Şefik Bursalı Müze Evi" de aslında bu işe gösterilen ilgiyi göstermesi bakımından bana ilginç geldi.

Sonra lisenin son sınıfında okuduğum bir "özel okul" gibi olan, Tarihi bir yapı içinde eğitim, öğretimini sürdüren ve geleneği olan Kabataş Erkek Lisesi'nde "okul müdürü"nün odasının karşısındaki "müze bölümü" aklıma geldi.

Ben bu okuldan mezun olduktan yaklaşık 15 yıl sonra 1999 yılında açılan ve lisenin geçmişten gelen obje ve belgelerini yeni ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla okul yönetimi tarafından oluşturulan ve Yıldız Üniversitesi Müze BölümBaşkanı Sayın Prof.Dr.Tomur Atagök'ün yönlendiriciliği ile açılan okul-müze aklıma geldi.

         İlk Müzecilik Bölümü

Bu bilgiyi araştırırken daha önce ismini bile duymadığım Yıldız Teknik Üniversitesi'nin Sanat Tasarım Fakültesi bünyesinde kurulan ülkemizin ilk Müzecilik Bölümünü ve yukarıda adını andığım "Prof. Tomur Atagök"e ulaştım.

Bu işin bilimini yapan bu değerli insanın müzeler ve müzecilik konusundaki görüşleri yaklaşımları ve önerdiği işlere ilişkin bilgi edinince, rastlantıyla ilgilendiğim bu konunun önem ve boyutunun bir defa daha farkına vardım.

Bu değerli insan "Prof. Tomur Atagök" bu konuyu ele aldığı temel bir yazısında "eşit eğitim hakkını toplumun tüm kesimine yaygınlaştıramamış az gelişmiş, ya da hızlı değişmekte olan toplumlarda kültürel bilinçlenme yaşama dürtüsünün gerisinde kalmaktadır.

Bu toplumların devlet yöneticilerinin önceliği, maalesef UNESCO önerilerine/convention'larına attıkları imzalara rağmen kültürel değil ekonomik kalkınmadır. Bu olumlu girişimlerin birçok ülke tarafından benimsenmesi, kalkınma planlarında kültür ile ilgili hedefler belirtilse de, toplumların kültürel okur-yazarlığı belli bir düzeye gelmedikçe kalkınma ekonomi ile sınırlı kalmaktadır".

Tomur Hoca yaptığı genel durum saptamasını "Topraklarında çok zengin bir kültür birikimi bulunan ülkemiz, insana gereken bilgilendirmeyi ve bilinçlendirmeyi sağlayamaz. Çünkü müzelerimiz bu konuda ne eğitim ve iletişim uzmanlarına, ne de bir programına sahip değildir. Diğer bir ifadeyle, UNESCO toplantılarında önerilere imza atmamıza karşın ülkemiz, herhangi bir hareket planı yapmış değildir. Yapılmakta gecikilmiş hareket planı, hızla gündeme getirilmeli ve eyleme geçilmelidir. Yoksa kültürel talan şiddetini giderek arttıracak ve kimliksizliğe sürüklenen genç nesiller yurttaşlık bilincini hızla kaydedeceklerdir" diyor.

Atagök bunun ardından somut önerilerini de sıralamış, söz konusu yazısında. Onunla da kalmamış Prof. Atagök; arkadaşlarıyla birlikte 1999 yılında "İstanbul Sanat Müzesi Vakfı" nı da kurmuş Bu vakıf bir çağdaş modern sanat müzesi kurma çabasında.

                   "Bir ülkenin okullardan önce müzelere gereksinimi var"

Tabii bu arada "Sunay Akın"ı ve onun çabasıyla kurulan ilk "oyuncak müzesi"ni unutmamak gerekir.

Sunay Akın Cumhuriyet gazetesinde 26.2.2006 tarihinde yazdığı "Müzeciliğin geleceği" başlıklı yazıda "Gelişmiş ülkelere baktığımızda, müzecilik konusunda bizden ileride, çok ileride olduklarını görürüz. Ülkemiz, o ülkelerin çektirdiği toplu fotoğrafta yer almak istiyor ve bunun için de yoğun çaba harcıyor; pek çok yasal düzenleme yapılıyor, her konuda önümüze konulan 'ayar'lar büyük bir iyi niyetle yerine getirilmeye çalışılıyor. Soru şu: Avrupa Birliği'ne üye ülkeler önce ekonomilerini düzelttiler, yani argodaki deyişle 'parayı buldular' da sonra müzelerinin yetersiz olduğunu fark edip 'Nasıl olsa paramız var' diyerek bu konuda düzenlemeler mi yaptılar; yoksa, önce müzeleri kurdular ve o müzelerden geçen nesiller mi o varsıllığı oluşturdular?

"Sorunun yanıtı hiç şüphesiz ki müzelerin önceliğindedir. Bu pencereden baktığımızda, ülkemizin önüne konulan hedeflere varacak olan çocuklarımıza müzelerin önemini anlatmak, en önemli konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü toplumlar müzelerden, kütüphanelerden, kültür merkezlerinden geçerek aydınlığa ulaşırlar" diyor.

Yazının devamında da gereksinimin ne olduğunu net olarak ortaya koyuyor: "Bir ülkenin okullardan önce müzelere gereksinimi vardır."

             "Elektronik ortam müzeleri"

Yasal sınırlılıklar, bu iş gerekli niyet ve emeğin çokluğu, elektronik ortamın olanaklarıyla birleşince, bir şeyleri biriktiren ve onları toplumla paylaşmak isteyenlerin önüne bambaşka bir ufuk açıldı: "Elektronik ortam müzeleri".

Yıllar önce yazdığım "Bir Dermatoloji Müzesi Kurmaya Ne Dersiniz?" başlıklı yazımın "ilham ve tahriki"yle, yıllardır büyük bir dikkatle biriktirdiği bu tıp alanına ilişkin çeşitli belge ve bilgileri bir "İnternet müzesi" şeklinde ortaya koyan; hocam, meslektaşım ve abim, Sevgili Doç Dr. Adem Köşlü'nün kanımca ülkemizdeki ilk elektronik ortam müzesi, bugün çok gelişmiş örneklerini gördüğümüz bir yolu açmış oldu.

Bunların en önemlilerinden birisi Sanal Müze Koç, Sabancı, Eczacıbaşı gibi bir çok büyük sanayicinin aslında devletin kurduklarından çok daha büyük ve faal hale gelen "özel müzeler"in İnternet sayfalarını da bunlara ekleyince başlı başına bir "yeni alan"la karşılaşıyor insan.

Beş yazıdan oluşan "özel müzeler"le ilgili bu küçük yazı dizisini yine Sunay Akın'ın sözleriyle bağlayalım:

"Bir ülkenin en önemli zenginliği insanıdır. Türkiye bu 'hammadde' konusunda çok zengin bir ülkedir. Anadolu''yu oluşturan senfoni ve çok renkliliğin meclisi öncelikle müzeler olmalıdır. Demokrasi kültürünün temelleridir müzeler. Çocuklarımız, kendilerine öğretmek istediğimiz hoşgörü, farklı olana saygı, medeniyetler arasında köprü kurma gibi değerleri müzelerden geçerek alacaklardır. Bu yüzden okul çatısından çok, müze çatısına ihtiyacımız vardır." (MS/KÖ)

 

| anasayfa |  belediye | tüyad | muhtarlıklar | müze projesi | halk kütüphanesi | türkelli kitabı |