SAĞLIK

 

 

                                     Türkelli Sağlık Evi

 

 

 
 

sağlık evi

ve         iç

görünümü    

                                                                                                                                    Foto: Şenol BİLGİLİ

        Türkelli  Sağlık Evi Bilgileri

         Köyümüzün ilk sağlık evi 1968  yılında, Sağlık Bakanlığının sosyal hizmetler kapsamına alınmış. 14 07 1992  yılında sağlık ocağı yapıldı, hizmete açıldı.

          Sağlık evlerinde sadece bir ebe çalışır. Bizim köye sağlık evi yapılınca köye tayin olan ilk ebe Melek isminde bir ebe idi. İkinci ebe Lütfiye ebe geldi. Köyümüzde gelin olarak kaldı, Süleymanın Osman'la evlendi. Üçüncü gelen Ümmühan ebe de köyümüzde gelin olarak kaldı. Gürol Özdemir ile evlendi. Ondan sonra bir çok ebe çalıştı, gitti.

          Sağlık ocağında doktor, hemşire, ebe, hizmetli, şoför gibi personel çalıştı.

          Şu anda bir ebe bir hizmetli var, ara sırada doktor  Beşikdüzü sağlık ocağından dönüşümlü gelir.

                                                         Bu bilgiyi derleyen  Güler ipek'e teşekkürler.

 

       

        (Bir sağlık elemanı olan Güler hanımın kısa yaşamını veriyoruz. Çünkü, kızlarımızın çıkaracağı önemli dersler var.)

        Güler İPEK   (kısa yaşamı )

        Sis dağı yaylasında patar (ağaç) evinde 18.06.1957 yılında dünyaya gelmişim.

        Çocukluğum Türkelli Köyü ile  Kadırga Yaylası  arasında geçti.

        İlkokulu köyde okudum.  Orta okula gidemedim. O zaman orta okul Beşikdüzü’nde idi. Dedem kaydımı yaptırdı ama babannem okumama karşı çıktı, okula gidemedim. Ama okumayı asla bırakmadım,  ne bulduysam okudum. Eski kitaplar, gazeteden yapılmış kese kağıtları, ekmeğe sarılmış eski gazeteler, kardeşimin eve getirdiği teksas tommiks kitapları…Kısacası okumaya dair yazılı her şeyi okudum. Annem ahıra ineklerin işlerini  görmek için gönderirdi, ben hırkamın içine kitap saklar  ahırda gazelin içine oturur kitap okurdum, okumaya meraklıydım.

        Aradan dört yıl geçti köyümüze dikiş nakış kursu açıldı. Ben de  gidip yazıldım. Kursa devam ederken  kurs hocamız; Güler sen zeki bir kızsın sınav varmış, ebe okulu sınavı sende gir dedi.

        Ben de rahmetli Ethem hocaya gidip dilekce yazdırdım. Evden habersiz gönderdim. Sınav zamanı nasılsa kazanamaz gidip gezsin dediler. Trabzon’da sınava girdim. Altı yedi arkadaş idik, tek ben kazandım. Kütahya sağlık okulunu üç yıl okudum. Göreve gitmeden Nihat İPEK’le nişanlandım. 01.11.1976 yılında Kayseri / Kuşcular beldesinde göreve başladım. 1977 haziran ayında evlendim. Rize’ye tayin oldum…Orda 24.05.1978 yılında oğlum Ali doğdu. 1981 ekim ayında Trabzon’a tayin oldum. 21.12.1981 yılında kızım Ayşenur doğdu. Okuma isteğim hala devam ettiği için sağlık bakanlığına dilekce yazdım, bize sağlık meslek lisesinde bitirme hakkı verilsin diye. Dilekçeme yanıt geldi;  bana şu anda öyle bir olanak yok, milli eğitimin lisesini bitirirsen özlük hakkından yararlanacaksın diye. Milli eğitim müdürlüğüne dilekce verdim, ortaokul da fark ders verin dediler. Ortaokul fark dersleri verdim, ikinci ortaokul diplomasını aldım. Liseye baş vurdum. Lise bitirme sınavına girerek liseyi bitirdim. Sağlık meslek yüksek okuluna baş vurdum, kazandım. Açık öğretim okulunu okudum. Bu okulu okurken sağlık bakanlığı meslek liselerinde bitirme sınavı hakkı verdiler. Buraya da baş vurdum aynı sene. Bu lise bitirme sınavına da girerek ikinci lise diplomamı aldım. Tabi Yüksek okulu da bitirerek  yüksek hemşirelik diplomasını aldım. 28 yıl 5 ay çalıştığım mesleğimden 01.04.2004 yılında emekliye ayrıldım.

       Bu okulları okurken eşim Nihat İpek’in çok desteğini gördüm, kendisine  teşekkür ediyorum.

       Şimdi  sosyal işlerle ilgileniyorum.                 

                                                                                             Güler İPEK

                                                                                      Emekli  ebe / yüksek hemşire

 

SAĞLIK BİLGİLERİ

       Kalb krizi hakkında bilgilerimizi yenileyelim. Birine yararı olursa ne güzel...KALB KRİZİ klikleyiniz
Köksal TOPAL  gönderdi

Kiraz, Aspirinden 10 kat daha faydalı Vitamin ve minarel deposu olan meyvelerin faydaları say say bitmiyor
 
 
Vitamin ve mineral deposu olan meyvelerin faydaları saymakla bitmiyor. Yaz aylarının vazgeçilmez meyvelerinden biri olan kiraz güçlü bir ağrı kesici. 20 kirazda 12-25 miligram arası antosiyanin maddesi bulunuyor ve bu maddenin ağrı kesici etkisi Aspirin'den on kat daha fazla.
 
Afyonkarahisar Özel Fuar Hastanesi dahiliye uzmanı Dr. Mustafa Şahin,vücudun başlıca düşmanı olan kolesterolün hiçbir meyvede olmadığını söylüyor. Dr. Şahin, meyvelerin doğal şeker içerdiğini, ne kadar çok meyve tüketirse beyindeki sinir hücrelerinin de o kadar geliştiği ve meyve yemenin hafızayı canlandırdığını belirtiyor. Meyvelerin mükemmel
lif kaynağı olduğunun altını çizen Şahin, vitamin ve mineral açısından çok zengin olan meyvelerin kalorilerinin az olduğunu ve kilo aldırmadığını ifade ediyor. Dr. Mustafa Şahin, güçlü bir ağrı kesici olan kirazda 20 kirazda 12-25 miligram arası antosiyanin maddesi bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin Aspirin'den on kat daha
fazla olduğu söyledi.
 
Kolesterolü ve kan şekerini düşüren kirazın, kabızlığı da giderdiğini vurgulayan Şahin, kirazda bulunan flavanoidlerin vücuttaki zehri temizlediğini ve antioksidan etki yaptığını kaydetti. Kirazın nikotinin vücuttan atılmasına yardımcı olduğunu bildiren Şahin, "Böbreklerin taş ve kum yapmasını önler ve varsa zamanla döker. Safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olur. Ayrıca yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlamaktadır." dedi.
 
HANGİ MEYVENİN NE YARARI VAR?
 
Çilek: Strese iyi geliyor, sakinleştirici etkisi var. Sigara dumanının etkilerini azaltıyor. Sigara içilen bir odadayken gün boyunca ağza iki çilek atılması öneriliyor. Çocuk felci ve ağız-deri yaralarına yol
açan virüsleri öldürücü etkisi bulunuyor. Kansere yakalanma riskini azaltıyor, mide ve bağırsak zayıflıklarını gideriyor. Safra kesesi hastalıklarına iyi geliyor ve yüksek ateşi düşürüyor. Dişlere ve diş etlerine iyi geliyor, diş taşlarının oluşmasını engelliyor ve cilde canlılık kazandırıyor.
 
Karpuz: Böbreği temizliyor, astım, damar tıkanıklığı, diyabet, kolon kanseri ve kireçlenme gibi hastalıklara iyi geliyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Karpuz çekirdeklerindeki Cucurbocitrin adlı madde kan basıncını düşürmeye ve düzenlenmeye yardımcı oluyor.Kabuğundaki çinko, iktidarsızlığa iyi geliyor.
 
Kavun: Kanı temizliyor ve antioksidan özelliği bulunuyor. Endişe ve uykusuzluğa iyi geliyor, bağırsak ve cilt kanserine karşı tavsiye ediliyor.
 
Şeftali: Kalp rahatsızlıklarına ve kansere karşı koruyor. Sindirim sistemini çalıştırıyor ve hazmı kolaylaştırıyor. Böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlıyor ve idrar sökücü.
 
Kayısı: Kan yapıcı ve kansızlığa iyi geliyor. Güzel bir cilt ve saç için olumlu etkileri bulunuyor. Özellikle akciğer kanseri, kalp hastalıkları ve kataraktın önlenmesinde yardımcı oluyor. Kemik erimesinin önlüyor, sinirleri gevşetiyor ve uyku veriyor. Kabızlık çeken ve sindirim sisteminde sorun yaşayanlar için faydalı. Sabahları aç karnına yenilen kuru kayısı sindirim açısından faydalı olmanın yanı sıra cilde de canlılık katıyor.
 
Muz: Kalp ve kas sistemine yararlı. Yorgunluğa ve ishale birebir. Yüksek tansiyonu önleyici özelliğe sahip. Uykuyu düzene sokuyor, ülseri önlüyor ve ülser yaralarının tedavisine yardımcı oluyor. Kolesterolü düşürüyor ve migren ağrısına faydalı. Böbrek ve eklemlerdeki iltihaplanmalarda tedavi edici özelliğe sahip.
 
Kivi: Başlı başına bir C vitamini deposudur. Bir adet kivide günlük alınması gereken C vitamini ihtiyacından fazlası bulunuyor. Kivinin bitkisel besinleri DNA'yı koruyor. Antioksidan özelliği bulunuyor ve kan şekeri kontrolü için yararlı. Kolon kanserini engellenmesine yardımcı oluyor. Astıma karşı koruma sağlıyor, kan inceltici özelliğiyle kan pıhtılaşması riskini önemli bir şekilde düşürüyor ve kandaki yağ miktarını azaltıyor.
 
Vişne: Şeker oranı kirazdan düşük olduğu için daha az kalori içeriyor. Ateşi düşürüyor ve susuzluğu gideriyor. Koyu renkli vişneler, açık renklilere oranla daha fazla mineral içeriyor.
 
Armut: Kalp, damar sağlığı, alçak kan basıncı ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleri barındırıyor. Yüksek tansiyonu olanlar ve böbreklerinde sorun yaşayanlar için faydalı. Kansızlığa ve kabızlığa iyi geliyor.
 
Üzüm: Böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenliyor. Karaciğeri temizliyor. Siyah üzüm, kabukları ve çekirdekleriyle
yenirse hücre yeniliyor. Sindirimi kolaylaştırıyor, kansızlığı gideriyor ve bebeklerin gelişimi için çok faydalı.
 
İncir: Bağırsakları çalıştırıyor, enerji veriyor ve cinsel güce yardımcı. Yüksek kan basıncını düşürüyor, kemik yoğunluğunu artırıyor.
 
Ananas: Bakteri ve parazitlerle savaşmaya yarıyor. Sindirimi kolaylaştırıyor, iltihaplanma riskini azaltmada ve yaraların hızla
iyileşmesini sağlamada etkili.
 

KazimTOPAL gönderdi

Coca Cola yerine virüs içiyoruz

         DIŞ HABERLER
Coca Cola'nın sırrı çözüldü ve formülün içinden birçok hastalığa neden olan madde çıktı. İçeceğin içerisinde bulunan E211 (Sodyum Benzoat) maddesinin siroz, parkinson ve DNA'da bozukluklara yol açtığı belirlendi.

Piyasaya çıktığı ilk günden beri içerisindeki katkı maddelerini bir sır gibi saklayan Coca Cola firması gelen yoğun tepkiler üzerine E211'in üründen çıkartılacağını açıkladı.

 

Aysel BAKTIR gönderdi

      zehirliyoruz kendimizi

      MSG diye bi katkı maddesi var. Mono Sodyum Glutamat. Yiyeceklere konunca tadının beyin tarafından güzel algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu farketmiyor, neye konsa tadı güzelmiş gibi geliyor. O yüzden üreticiler en berbat
ürünlere dolduruyolar bunu.Bu zararların hepsi çok sayıda çalışmayla kanıtlanmış ve bununla ilgili bir rapor Dünya Sağlık Örgütüne sunulmuş durumda.

     Internette araştırılabilir: ZARARLAR:

     - Bu madde nörotoksin. Sinir hücrelerine zarar veriyor. Yol açtığı hastalıklar merkezi sinir sistemi tahribatı ve   buna bağlı olarak Alzheimer, Parkinson, Huntington hastalıkları, Sara (epilepsi).

     - Retinal dejenerasyon (göz retina tabakası hasarı)

     - Yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite

     - Büyüme hormonu baskılanması- Pankreas hasarı, insülinde
artış ve buna bağlı olarak diyabet

     - Böbrek ve karaciğerde hasar-
      Bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor yani bebek de aynı etkilere maruz.

       ŞU AN PİYASADAKİ NEREDEYSE TÜM CİPSLERDE BU MADDE VAR.
       GÜVENLİ OLDUĞUNU İDDİA EDEN CHEETOS'U BİLE KONTROL ETTİM, VAR. TADINI
GÜZELLEŞTİRMEK İÇİN HEPSİ KULLANIYOR.İÇİNDE BULUNDUĞU DİĞER ÜRÜNLER KONUSUNDA BİLGİM YOK, ETİKETLERİ KONTROL ETMEKTE FAYDA VAR.BU ZARARLAR ORTAYA ÇIKINCA MADDENİN İSMİNİ DEĞİŞTİRMEYE BAŞLADILAR.İÇİNDE MSG, MONO SODYUM GLUTAMAT,
GLUTAMIC ASİT ...

       KISACA GLUTAMIN VEYA GLUTAMAT BULUNAN ŞEYLERDEN UZAK DURULMALI !!!!!
 

 

Hareketlilik zekâdan değil, zehirden!

Selçuk Üniversitesi'nden Doç. Dr. Atabek, günümüz çocuklarının hiç olmadığı kadar çok toksik maddeye maruz kaldığını ve bunun aşırı hareketliliğin de aralarında olduğu sorunlara neden olduğunu açıkladı: 'Hormonlu yiyecekler, plastik oyuncaklar, laminant parkelerle çocuklarımızı kendi elimizle zehirliyoruz'

KONYA - Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Çocuk Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Emre Atabek, çocukların anne karnında çevresel faktörlerden etkilenmeye başladığını ve bu durumun hormonal gelişimleriyle sağlıklı büyümelerini olumsuz etkilediğini söyledi.
Çocukları doğrudan etkileyen çok sayıda faktör bulunduğunu belirten Atabek "Dedelerimiz ve anneannelerimizde görülmeyen 500 farklı toksin madde çocukları zehirliyor" şeklinde konuştu. Bu maddelerin doğrudan beyni etkilediğini söyleyen Atabek, günümüzdeki çocukların aşırı hareketliliğin, zekâ değil zehirlenme göstergesi olduğuna dikkat çekti.
 

'Laminant parke tehlikeli'
Zehirli maddeleri vücuttan atacak enzimlerin hâlâ bilinmediğini de belirten Atabek, "Çocuklar ağızdan soluk aldığı için maddelerin tamamı vücuda girer. Bu yüzden çocukların vücuduna giren zararlı madde çok yoğun" dedi.
Kurşun, cıva, elektronik, plastik ve tekstilde kullanılan kimyasallar, böcek ilaçları, zirai ilaçlardan yayılan toksin maddelerin su, gıda ve solunumla vücuda alındığını belirten Doç. Dr. Atabek şöyle konuştu: "Hormonlu yiyecekler yüzünden çocuklarımızı kendi elimizle zehirliyor, sağlıklarını tehdit ediyoruz. Çocukları anne karnından zehirlemeye başlayan plastik oyuncaklar, laminant parkeler, kimyasallar yüzünden gelecekte anormal ve ölü doğumlar artacak. Özellikle laminant parkeler ciddi tehlike oluşturuyor. Laminant parkeler, çöplerin preslenmesiyle yapılıyor. Bunlar yapıştırılırken kullanılan kimyasallar, boyu kısa olduğu için yere yakın olan çocukları zehirliyor."
 

Cips, kilolarca yağ demek
Antalya'da düzenlenen 5. Metabolik Sendrom Sempozyumu'nun gündeminde de çocuk yaşlarda başlayan metabolik sendrom vardı. Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, şunları söyledi: "Çocuklarımız hayatlarının ilerleyen bölümlerinde ciddi problemlerle karşı karşıya kalabilir. Anne adaylarının kesinlikle sigaradan uzak durması gerekiyor. Gebelikte fazla kilo alınması da çocuğun metabolik sendromla tanışma riskini arttırıyor. Okul kantinlerindeki yeme alışkanlıkları, çocukların egzersiz yapmaması, bilgisayar başında çok zaman geçirmeleri de önemli nedenlerden. Araştırmalara göre cips yiyen bir çocuk senede dokuz kilo yağ alıyor." (Yaşam Servisi, aa)

 

Mustafa SAĞLAM gönderdi...

          NASIL KANSER OLUNUR?                                                     05 Mart 2008 Çarşamba 10:28

'Gerçekleri açıklarsam Türkiye sarsılır' diyen Prof. Topuz, öyle şeyler söyledi ki; göz göre göre kanser oluyoruz...
'Gerçekleri anlatırsam Türkiye sarsılır'

Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalar yaptı...

Esra Ceyhan'ın Kanal D'deki programına konuk olan İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalar yaptı.

Topuz, kanserle mücadelenin anne karnında başladığına dikkat çekerek hamile kadınların ve bebek sahibi insanların evde dikkat etmeleri gereken noktaları anlattı.

Erkan Topuz, bulaşık deterjanlarından, halıların temizliğine kadar çok önemli ayrıntılardan bahsetti. 'Benim mücadelem bu yaştan sonra halkımızı kanserden korumaktır. Kanser tedavisi sonra geliyor. Bir korunma bin tedaviden evladır. Bunları ilk defa duyuyorsunuz ama gerçek bunlar. Ben bunları kendimi bu işe adadığım için anlatıyorum. Bu anlattıklarımı Türkiye ilk defa duyuyor. Belki dünyada da çok az duyan vardır' diyen Prof. Dr. Erkan Topuz, herkesi şaşırtan açıklamalar yaptı.

'Ben gerçekleri anlatıyorum. Ama çok fazla anlatmıyorum çünkü her şey sarsılabilir Türkiye'de' diyen Topuz'un sarsıcı açıklamaları şöyle:

-Evde sokakta giydiğimiz ayakkabılarla dolaşmamalılar. Eğer evde ayakkabı ile geziyorsak dışarıdan geldiğimiz ayakkabıları çıkartıp başka bir ayakkabı giymeliler. Çünkü dışarıdan giydiğimiz ayakkabı ile eve soktuğumuz pestisitler kanserin en önemli sebeplerinden bir tanesidir. (Pestisit: Tarım ürünleri, kimyasallar, egzozdan çıkan gazlar vs)

-Kanserle mücadele anne karnında başlıyor. Anne adayları aşırı miktarda vitamin almaktan kaçınsınlar. Çünkü bilinçsizce alınınca vitaminin içindeki kobalt, bazı aşırı miktarda minareller... Doktor bir tane yut diyordur ama çocuk gelişsin diye bir kaç tane yutuyorlar. Bu çocukta birikime sebep olabilir ve kansere neden olabilir.

-Gökkuşağının 7 rengini, ne buluyorlarsa, hepsinden günde en azından 3-5 tane yesinler. Her bir renkte bir şeyler var.

-Kırmızı et alsınlar gebeler haftada 2 kere. Özellikle balıkla beslensinler. Sağlıklı bir insanın kansere yakalanmaması için, bebeğin daha anne rahmindeyken vücudunun direncinin artması ve zehirleri alarak bağışıklık sisteminin bozulmaması lazım.

-En tehlikeli yer halıdır. Halı bütün pestisitleri tutar. Bu nedenle halıların temizliğine dikkat ediniz. Kesinlikle deterjanla temizlemeyin. Sirkeli su ile silin.

-Deterjan kullanınca muhakkak eldiven kullanın. Plastik eldiven kullanmayın, içine izci eldiveni giyin. Çünkü deterjanlar alerjiktir ve ufak dozlarda alındığı takdirde kronik olarak kanserojendir. (İzci eldiveni: Pamuk eldiven)

-Bulaşık makinasında kullandığınız deterjan da petrol ürünüdür, kanserojendir. Ne kadar yıkarsa yıkansın kalıntılar kalabilir. Eğer sağlığınızı düşünüyorsanız çıkardığınız bulaşıkları sirkeli suyla ya da limonlu suyla silin.

-Her türlü deterjandan kaçınız. Devamlı olarak zeytinyağı ve defne sabununu seçiniz. Ellerinizi, vücudunuzu hakiki zeytinyağ, defne veya fıstık yağından yapılan hakiki sabunlar da seçilebilir. Bunları örnek olarak söylüyorum. Deterjandan kaçıyoruz ve çok aşırı miktarda suyla duruluyoruz.

-Beyaz olan her türlü iç çamaşırınızı muhakkak yeni aldığınızda en az 2 kere kaynatınız. Çünkü bunlar beyazlatılmak için kanserojen maddelerle yıkanıyor.

-Oda spreyleri doğrudan doğruya petrol menşeli. Zehiri soluyorsunuz. Akciğerinize geçiyor ve dolaylı olarak bağışıklık sisteminizi bozuyor.

-Sebzeleri mevsiminde dondurup saklamakta fayda var. Yalnız bir kez çözülünce onu muhakkak pişirin. Mikro dalgada bir kere ısıtın. Ateşte ısıttıklarımızda ise bir kere ısıtınız. Çünkü bir dahaki sefere değeri ölür. DNA'yı bozar. DNA kırılması da kanserojene yol açar.

-Radyasyon kronik olarak kansere en çok yaklaştıran faktörlerden biridir. Televizyondan çok uzak duralım.

-Çocuklarınıza haftada 2 kez balık çorbası içirin ama içine zerdeçal koymak suretiyle. Soğan, sarımsak ve o mevsimin sebzesiyle yapmalısız. Çocuk anne karnındayken bu terbiyeyi almaya başlamalı.

-Gebeler haftada 1 kilo balık tüketmeli. Bu miktarın üzerinde balık tüketilmesine karşıyız. Çünkü en steril balıkta bile az civarda civa vardır. Bu balıklar dip balıkları olmamalı. Somon veya yüzey balığı, Akdeniz, Ege balığı olmalı. Marmara'nın dip balıklarını lütfen tüketmeyiniz.

-Kanola yağı kızartma için en uygun yağdır. Onun dışında birinci seçeneğimiz zeytinyağdır. Memleketimizin iftihar edebileceği yağdır. Fındıkyağı da tercih edilebilir.

-Çocuklarımız fastfood türü yiyecekleri 15 günde bir yiyebilirler. Ama haftada 3 kez yedikleri takdirde beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde 3 kat artış gözükecektir. Çocuklarımıza arada bir verebiliriz. Ama dışarıdaki yiyeceklerin nasıl kızartıldığını bilmiyorsunuz. Ona göre hareket edin.

-Çocuklara meyve ve yoğurdu bol yedirelim. Ancak yoğurdu prebiyotik ve ev yoğurdu olarak kullanalım. Yoğurdunuzu evde yapın. Peynir ve çökelek fazla miktarda yiyin. Keçi peyniri çok faydalıdır.

-Çocuklarımızı beyaz un, beyaz şeker ve tuzdan koruyalım.

-Belki tuzcular üzülecekler ama Konya'ya akan kanalizasyonlar ve kirletici sularla, Türkiye'nin en büyük tuzunu karşılayan Tuz Gölü'müz maalesef torbaların içinde çok iyi steril edilmedikleri takdirde bize kanseri ufak ufak taşıyorlar. Bu nedenle kaya tuzunu tercih edin. Yani turşu kurduğunuz tuzu çekin ve çok az miktarda kullanın. Çünkü tuz da kanserojendir.

-Amerika'daki çocukların tombul olmasının sebebi her şeye şeker katmalarıdır. Ucuz beslenmedir.

-En faydalı gıdalardan birisi cevizdir. Daha sonra fındık ve bademdir. Ayçiçeği açık alın. İşlemden geçmemiş olacak, kavurup yiyebilirsiniz. Ama fındık, ceviz gibi yiyecekleri kabuklu alın. Çünkü içine böceklenmesin diye ilaç sıkılmaktadır. Sonsuz faydaları olan yiyeceklerdir. Günde bir avuç muhakkak tüketiniz.

-Elma dünyanın en faydalı gıdalarından birisidir.

-Plastik, bakır, alüminyum kap kullanılmamalı. Porselen, cam ve çelik kullanın. Meyveleri de bu tür kaplarda yıkayın. Bunların içine litresine göre 9-10 çorba kaşığı elma sirkesi atın. Aşağı yukarı yarım saat bekletin. Sonra tekrar yıkamayın. Tekrar mikrop alır.

-Meyvelerin üzerine parlak görünmesi için mum sürülüyor. Bunları hakiki zeytinyağlı sabundan geçirdikten sonra elma sirkeli sudan geçirin. Ya da elma sirkesi ile ovun. Meyveyi kabuğuyla tüketin eğer sterilse.

                        BURSA-DOGA VE CEVRE GONULLULERI                0 537 727 57 90

 

 

       ÇOK ÖNEMLİ !! ÇOK ÖNEMLİ

      Fordwerke'den tıbbi haber..Kısa süre önce bir kadın son derece önemsenmeyen bir sebepten dolayı hayatını kaybetmiştir. "" SEBEP!.....Hayatını kaybeden kadın Genfer Gölü'nde piknikteyken, bir kutu içeceği (Fanta,Kola.vs.) Kutusundan içti.Pazartesi günü Lozan'daki CHUV'ye sevk edildi ve Çarşamba günü vefat etti.Otopsi sonucu Leptospirozfulgurante'den olduğu anlaşıldı. Tekneye bardak götürmemişti ve içeceği direkt kutudan içmişti. Kutular kontrol edildiğinde, kutularda fare urini (idrari) bulunduğu, yani Leptospiras ile kirlendiği ortaya çıktı. Muhtemelen kadın,
kutunun ÜSTÜNÜ TEMİZLEMEDEN AĞZINA GÖTÜRÜP İÇMİŞTİ... Kutunun üstüne Fare urini bulaşmış ve kurumuş, ki bu zehirli maddeler içermektedir, bu da Leptosiproz'u ortaya çıkaran Leptospiras içerir. Bu kutular fare bulunan depolarda muhafaza edilir ve temizlenmeden Pazar'a surulur.

        Kutular satın alındıktan sonra buzdolabına konulmadan önce bulaşık deterjanı ile özenle temizlenmeli.

      İspanya'da INMETRO tarafından yapılan bir araştırma sonucunda, kutular tuvaletlerden daha da fazla kirlidir!!!

Doç.Dr.Osman Genç

       Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Kınıklı-Denizli Tıp laboratuarı
 

  • Hasan BEKTAŞ   gönderdi...

    APRANAX ve TÜREVİ AĞRI KESİCİLER

    Senin için önemli olanlara sende gönder Hepimizin basina gelebilecek aci bir olay APRANAX isimli ilaç ile ilgili....
    Vatandasin biri, hafta sonu arkadasinin evine gidiyor. Çok basi agridigindan, arkadasi ona bir Apranax veriyor. Vatandas yutmadan önce ilac agzinda çigniyor, bir kaç dk. sonra suurunu kaybediyor.Çevresindekileri tanimamaya basliyor. Apar topar hastaneye
    kaldiriyorlar ve orada anlasiliyor ki; sebep beyin kanamasi.

    Nedeni ise, Doktorlarin açiklamalarina göre;
    Agrikesicilerin özellikle Apranax ve türevlerinin çignenmesi ya da agizda Aekletilmesi apranax,aprol, aprowell, naprosyn, napradol, kapnax, apraljin, aleve, synax, oprax (kisaca etken maddesi naproksen sodyum olanlar) çignenince; etken madde beyne çok hizli nufuz ediyor ve ölümcül sonuçlara yol açabiliyormus.
    Aman dikkat !!!

 

 

 | anasayfa | belediye | tüyad | muhtarlıklar | müze projesi | halk kütüphanesi | türkelli kitabı |