Font Size

SCREEN

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel
 Köyümüzde Kapatılan Kurumlar

 Köyümüz, dünyadaki tüm gelişim ve değişimleri yaşıyor.

 Teknolojinin son ürünleri akıllı telefonlar Fidilik'e, Sakartonarıı'na getiriyor dünyayı. Arabalar son model fıldır fıldır dolaşıyor Kadırga Yaylalarını. Bunlar güzel elbette. İnsanoğlu bu ürünleri kullanarak işini kolaylaştırıyor.

 İşin güzel görünen yüzü, bazı olumsuz durumları da birlikte getiriyor. Telefonların kanser azdırması bunlardan biri. Araba ile köyde bir yerden bir yere kolayca ulaşırken, yürüme ve hareket eksikliğinin doğurduğu hastalıkları göz ardı ettiğimiz gibi. Tabi kurumlarımızın kapatılması; birlik ve olumlu çalışmalarımızı yok etmesi asıl görünmesi gereken tarafıdır. Ortaklaşa, birlikte yaptığımız çalışmalardan ne keyif alıyorduk. Hangisi kaldı şimdi? Anımsıyorum, belediye neden yapmıyor diye kavga edilen günleri...

 Teknoloji bu anlamda insanoğluna hizmet ediyor mu gerçekten? Bunları sorguluyor muyuz? Sorgulayan mutlaka var ve öyle de olumlu davranıyor zaten. Oysa; "amaaan sigara içen de ölüyor, içmeyen de" diyebiliyoruz! İnsan gideni ve geleni kolayca anlamak istemiyor. Ya da öyle görünüyor.

 İdari yönden de değişimler sürüyor: OĞUZ KÖYÜ, Türkelli Köyü ve diğerleri. Sonra tek Türkelli olarak yazarsak; Türkelli Beldesi, Oğuz Beldesi, Oğuz Mahallesi.

  Bu süreçte köyümüzde bazı önemli değişimler ise kurumlarımızdı. Bir çok kurum sessiz sedasız kapandı. KAPATILDI DEMEK DAHA DOĞRU!

 Kapatılan Kurumlar

İlkokulumuz ve öğretmenlerimiz

(Soldan: Ethem Yenigün, Osman İpek, Mustafa Dişli, Emine Özdemir, MehmetAli İpek, Ön sıra: Feridun Dişli, Ulaş İpek)

  • Halk Evi kapandı.
  • İlkokul kapandı.
  • Ortaokul kapandı.
  • Halk Kütüphanesi kapandı.
  • Sağlık Evi kapandı.
  • Postane kapandı.
  • Oğuz Belediyesi kapandı.

    Önemli kurumlarımızdan olacak biri ise Oğuz Müzesi.  Başaramadık, kuramadık. Çok değerli saymamız yetmiyor. Ekonomik boyutu hemen öne çıkıyor çünkü. Toparlanamıyoruz. Bireysel hesaplarımız çok ve ortak çalışmaların önüne geçiyor. Haliyle kapitalist modelde bu davranışlar çok normal. Ne zaman paylaşmacı, ortak işler için duygularımızı eğitirsek, hayallerimiz gerçek olabilir. Bir gün bu konuyu tartışırken demişiz ki; köyümüzün sponsoru olacak bireyi henüz olgunlaşamadı. Öyleyse bir birimize saldırmak, üzmek, kırmak yerine; acaba birlikte kotarabilmeyi düşünemez miyiz?

     Düşünemiyoruz. Henüz bu konuyu konuşamıyoruz bile. Aynı TÜRKELLİ KİTABI gibi.

   En son OĞUZ BELEDİYE'si kapandı. Çünkü; "nüfus azalıyor" diyorlar. Nüfus çoğalıyor gerçekte. Ama köyde yaşayanların sayısı azalıyor. Haliyle devlet köyde yaşayanlara götüreceği hizmeti, bu sayı yetersiz diye hesapladığından -hatta hesapsızlığından- kurumları kapatıyor. Oysa gelişmiş ülkelerin tümünde, KENT YOĞUNLAŞMASININ ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN, BU DAĞLARA-KÖYLERE BELEDİYELER KURUP HİZMET GÖTÜRÜYORLAR. 

 Kapatma gerekçelerine başka bir gözle bakmayı deneyelim. Vatandaşın tarafında değilde, KAPİTALİZM gözlüğü ile SERMAYE tarafından baksak ne olabilir?

 Kapitalizm, KENTLEŞME demektir.

 Köy geri kalmıştır. Kafası da kültürü de artık yetersizdir. Her türlü hizmeti götürmek isteriz ama hem bu kafasız insanlara hem de pahalı olacak yatırımlara değmez. Onları kente indiririm. Böylece bir arada tutarım. Haliyle hizmetlerimi satın almaları kolaylaşır. Kentte eğitirim ve istediğim gibi hem oyalarım hem de yönetirim. Üstelik bir arada olunca, koyunlar gibi kolayca gözlerim.Tabi tatlı karlarıma kar eklerim. Daha bir çok isteğim gerçekleşir. Diyelim ki kiralık arıyorlar, ucuz malzemeden hem de malzemeden çalarak ucuz ev yaparım, kiraları yükseltirim, gerisini söylemeye gerek yok dimi. Ha ev almak isteyebilirler. Mecbur ederim dimi. O zaman da gelsin inşaatlar, gitsin betonlar. Sonra, iş lazım bu kafasızlara. İş yaratırım ama az iş yeri açarım, şöyle rekabeti kızıştırmak için yani. 5 liraya çalışacaklarına, işi kapmak için 4 liraya - 3 liraya çalışmak zorunda bırakırım. Bir de sigortalarını ödemedim mi ooohhh! Soran olursa bir torba yasa çıkartır hallederim. Sonra iş yerlerini öyle pahalı iş önlemleri almadan da sürdürebilirim ki iş kazası olsa da önemli değil, bu kafasız köylüler için mi masraf edeceğim? Arada bir işçilere zam yapar görünürüm, sattığım mallara iki kat zam yaptım mı oldu bitti! Fakat şu işçiler yok mu? Hele bu köyden ipini orağını kesenler çok zor oluyor. Öyle bir örgüt mörgüt, sendika diyenler var ki, işimi çok zorlaştırıyor bu tipler. Çok önemli bir nokta daha var ki, söylemeliyim. Bu kafasız köylüleri, köylerinden tamamıyla kopartmamalıyım. Arada bir gidip oralardan köyde ürettikleri ürünlerini taşımalılar kente. Taşıma sonunda kar ettiklerini düşünmeliler. Köyden getirdiklerinin önemli olduğunu, bedavaya getirdiklerini sanmalarını sağlamalıyım. Yoksa bir anlarlarsa köle gibi çalıştıklarını, karşıma bir dikilirler ki; Alimallah kök söktürürler bana. Hele bir de SENDİKA MENDİKA derlerse yanarım ki yanarım.

 Son bir konuyu da açıklayayım: Bu konular arasına hiç sokmamaya çabaladım ama olmadı. Şimdi konu şöyle söyliiim:  

 Köy nüfusu azaldığı için tüm devlet kurumlarını kapattın ve görevlilerini aldın. Ama, yalnızca Türkelli'de üç din adamı var. İkisi açık ve biri inşaat halinde üç tane cami. Üstelik üç beş kişi ya gelir ya gelmez camilere. Hele kış zamanı yaşlı köylüler, çocuklarının yanına, kente gidiyorlar. Görevli olan imam tek kalıyor köyde diyeceksiniz. Kim söylüyor size bunları? Bu kadar hizmet veriyorum ve hala bunları nasıl söylüyorsunuz?

 Şimdi konu şöyle söyliiim: Biliyorsunuz laik bir ülkeyiz. Laik bir ülkede devlet, Din İşlerine karışmaz. Görevli atamaz ve maaş vermez. Yatırım yapmaz din alanına. Yani anlayacağınız köylü yapar bu işleri. İmam olan arkadaşımız onlara anlatır her bir şeyi, hayır dualarını alır. Haliyle o güzel köylülerimiz de caminin tüm giderlerini karşılarlar. İmamın maaşını yani parasını da aralarında toplarlar. Biliyorsunuz imamın lojmanını - evini de verirler. Hatta elektrik ve su parası ödetmezler bu sevgili görevlimize. En sonunda ise, zamanı gelip de kader ömrü bitirince; o imam o güzel köylülerimizi yuyup yıkayıp, defneder oracığa, köy mezarlığına. Gördüğünüz gibi çok önemli bir işi de çözmüş oluyoruz böylece.

 Şimdi konu şöyle söyliiim: Bazı aklı evveller bir takım şeyler söyleyip, kafanızı karıştırmasın güzel köylülerim. 

 Burada; sermaye gözlüklerinden ayrılıp, bu söylentilere uymayıp, yazımızı sürdürelim!

 İşte böyle: Kapitalizm, KENTLEŞME; demektir. Kentleşme ise SERMAYE ...

 Görüldüğü üzere; her konuda başka bakış yönleri, farklılıklar olacak, olmalıdır da! Günümüzde çok daha fazladır, farklıdır. Önceleri medya zayıftı, bilgi iletişimi azdı. Oysa şimdi dünyanın bir ucundaki olanlar pat diye telefonumuza geliyor. Bilgisayarımıza ulaşıyor. Yani bu durumda bir şey söylenebilir elbette: Kişi kendini yetiştirdikçe bu farklılıklar olmaya devam edecektir. Biat kültüründe farklılık yoktur. Özgürlük falan olmaz öyle şey! Ne demek öyle, eşitlik, adalet. Kişi başını kaldıramaz zaten. Biri emretsin, herkes kabul etsin. Sussun. Ağızlar kapalı. Konuşma yok. BEN demek hayal. Askerliği bu nedenle mi çok seviyoruz yoksa? Emir-komuta zinciri başka koşullarda da yaşanabiliyor. Farklı ülkelerde örnekleri var, hem de çok. Örneğin; Almanya'da HEYL HİTLER, Türkiye'de paşa HEYL KENAN, dönemi. Hitler gitti, Kenan da bitti. Şimdi yenileri gelir...Veee SERMAYE kalır, kaldı, kalacak. Daha ne çoraplar örecekler insanların-ülkelerin başlarına.

 Ama insan şunu biliyor ki; kişi kendini geliştirdikçe, sorular sordukça yenilikler yaşamımıza renk katıyor.

 Yazının sonuna geldik galiba!

 Biz ise köyümüzü yaşatmayı seçenlerle bu sayfalara yazmayı sürdüreceğiz. 

 

 

 

 

 

 

 

 

Trabzon Haberleri

ViraTRABZON 09 December 2010 ViraTRABZON ViraTRABZON
Trabzonspor 09 December 2010 Trabzonspor   Trabzonspor Kulübü

Sitemizde

REKLAM YOKTUR.

Oğuz'lu iş yerleri

ücretsiz tanıtılır

BİR ARADA OLMAK

DİL,  DİN,  IRK,  

BÖLGECİLİK VE

CİNSİYET KAVGASI

BİZİ AYRIŞTIRIR...

EMEK BİRLEŞTİRİR.

Dil Çevirici

trzh-CNenfrdeitjaptruesvi

SOSYAL MEDYA

 

 

Articles View Hits
4078255

We have 234 guests and no members online

You are here: Home Kurumlar Kapatılan Kurumlar