Şakir Sağlam

 Oğuz Otçusu ve Karadeniz

Kaç yıl oldu gidemedim.
OTÇU ve KARADENİZ'e hasret çekerken bir ses geldi. Şakir Başkan gel dedi, düştüm yollara...
Karadeniz'e giden otobüslerin pis bir ortak yanı var: Müşteri kaybetmemek adına, kalite düşürüyorlar. Şöyle ki: İsteyen yolcu ayakkabısını çıkarıp, bacaklarını ortadaki koridora doğru uzatıp, çorabıyla yatabilir. Birde koku...Yanındaki bile sus pus...Şoför de yardımcısı da bir şey söyleyemez. Uyumak ne kelime. Azdım bağırdım gecenin ortasında.
Artık binmem dedirten AliOsmanUlusoy otobüsleri ile saat 03.00 te Beşikdüzü sahil yolu'na vardım.
Beşikdüzü'nde Mustafa adında bir taksi şoförü ile arkadaş olduk. Kimsenin gelmediği cami önünde, sabah ezanını dinledik. Sabahçı kahvesi yoktu ama saat 04.00 te açan kahvede kestireyim istesem de karasinek, sivrisinek dostlarımın keyfini yapamadan kaçtım. Tanıştığım fırıncı arkadaşıma, Sisdağı Yaylası'nda karşılaşınca sevindim. (Google'a bir aile fotoraflarını gönderdim)
Gün ağarırken Beşikdüzü nasıl uyanıyor tanık oldum.
Saat 07.00 ye doğru teyzemin torunu, amcamız KARACAK LOKANTASI'nda haşlama ile ısınıp, evine çıkıp uyuma çalışmaları para etmeyince kalktım. Valizime biri büyük rakı yedekledim. Eniştemiz Mustafa Topal'ın değiştirdiği arabasıyla bir yerde durmadan (çünkü her yer SİS kaplı) SAZALAN'a vardık..
Köylülerim toplanmaya başladı. Ses düzeni kuruldu. Horon halkası oluşmaya başladı. Ama zayıf. Hava kötü. Gençlerin sofrasına çağrılınca bir duble attım, ama sofraya katkı sunamadım. Duyuru ile yola koyulduk. Akşam HARTAMA BOĞAZI'ndayız.
Eşyalarımı Şakir Başkan'ın (Eski Oğuz Beldesi Belediye Başkanımız) evine bıraktım. İki gece kalacağım. Hava soğuttu. Çise ve sis fena. Otçu için horon oynamaya ya da izlemeye gelenler kalamıyorlar. Hele havai fişek gösterisi sis nedeniyle eksik kaldı desem yeridir. Sabah hava açacak diyenleri duyuyorum. Ya kısmet!
Sabah umutla kalktım. Sabah jimnastiğimi bitirip soğuk su ile yüzümü yıkadım. Ama sanki çocukluğumdaki gibi soğuk değildi. Mualla gelin bir kahvaltı masası düzenlemiş ki; seyretmekten yemeye sıra zor geldi. Sağ olsun. Hemen malzemeleri alıp Taşoluk Çeşmesi'ne doğru yöneldim. Uzuuuun uzuuun içtim. Sırada TAŞOLUK TEPESİ var. Yürüyerek çıkacağım bu zorlu yokuşu, çocukluğumun izlerini arayarak. Çok dik tabi zorlandım, ama çıktım. Haydi panorama fotograf yakalamaya.


Harika bir görünüm. Üfff...Canım çoğalıyor burada. Yoksa uzun süre kalsa mıyım! Dur hele, sonra düşünürüm. Şimdi fotograf zamanı. Şuraya da bak. Aaa...Şu taraf da harika...Makineyi dikey çevirdim. Üçayak iyi ki yanımda...Panoramik fotograf geniş olması nedeniyle, kocaman alana aynı anda-başımı çavirmeden bakabildiğimden keyif veriyor bana.

Kadırga fotograflarıma bakınız:  TIKLAYINIZ

Diğer Panoramik fotograflarıma bakmak için şu linke bakabilirsiniz: TIKLAYINIZ

Tepede askerler nöbet tutuyor. Telefon iletişimi için direkleri, kutuları bekliyorlar. Bilmem Araba-İsraile satıp özelleştiriyorsun ama kendi askerlerine bekletiyorsun. Bu nasıl bir döngü? Hangi gücün emri bu? Asker elin malını niye beklesin ki! Oooof of...İŞTE BÖYLE...
Pazar yerine yanımdan geçip gidenler, ne yaptığımı merak edenler, bize de çeker misin diyenler...


Türkelli'den, Sis ve Kadırga Yaylası'ndan fotoALBUM YAPTIM. "İNSANLARIM"

Pazar yeri iyice kalabalıklaştı. Saat: 11.00. Otçular geliyor. Özellikle TONYA OTÇUSU geliyor. Önceki yıllarda görmüştüm ve çok beğenmiştim. Hemen toplandım. Yuvarlanır gibi TOPUK OTLARI üzerinden pazar yerine yaklaştım. Sürekli çekiyorum. Ne bitmez bir zevk alıyorum fotograf çekerken. asla yorulduğumu düşünmeden, fark etmeden...
Tonya Otçusu pazar yerindeki HORON DÜZÜ'ne çıktı. Halka çok büyük. Bu kez halkanın içine insan almıyorlar. Ben kaydım horoncuların arasından. Görevli ne kızdı bana, ama makinemi görünce " otur otur" dedi. Zaten biraz çekim yapıp çıktım.


FotoALBUM-TIKLAYINIZ


OĞUZ OTÇUSU Hartama Boğazında özel eğlence yapıyor. Pazar yerine gitmeyecek belli. Ben oraya gideyim bari. Kaç yıl oldu pazar yerine çıkmıyor bu otçu. Kararı veren dernek başkanı öldü de bu yıl çıkar diye beklerken gene tıngır mıngır kendi başlarına...Ayrıca bir ırkçı-gerici propaganda yapıldı ki bu yıl, hepsini 15 temmuza bağladılar. Oğuzlular çıkmak istiyor Horon Düzü'nde horon oynamak istiyor. Ama hala nedir bu engel. Gelenek derler ama geleneklere uymazlar, garip.
GELENEK ise şöyle:
OTÇU HAFTASI, tüm otçular horon düzüne çıkar, özel olarak horon yaparlar. Kısa bir sonra; önce gelen otçular horona girerler ve halka büyür. 5-10-15 kemençeci aynı gaydayı çalar ve birlikte horon oynanır. Yemek arası verilir. Sonra yine toplanılır ve bu kez Tertip Komitesinin programı uygulanır. Saat 15.30 -16.00 sularında program biter ve özel işlere geçilir. İsteyenler köylerine döner. OTÇU HAFTASI bitirilir.
Oğuz Otçusu için anons yapıldı aradan sonra: Toplanıyoruz. Tabi dağılmıştı insanlar. Az sayıda gelen oldu. Türküler horonlar derken, yeni bir şey oldu. Çift sıra elele tutuşup, ilerlemeye başladılar. Yola doğru gidiliyor. Sorumlulardan birine sordum, "yoksa Kadırga Pazaryerine mi çıkılıyor?" " Yok be, bunlar çıkamaz, gitmezler, eğleniyoruz işte". İleredik, ilerledik, yola çıktık ve hala ilerliyoruz. Jandarmanın yol kestiği yere, Akise Obası'ndan gelen yola geldik. OĞUZ OTÇUSU pankartı ve utkuasan.com/turkelli/turk pankartı önde pazaryerine çıkıyoruz galiba. Ama, sorumlulardan biri (Resullu Köyü'nden olan) başka biri ile konuşurken eli ile pazaryerini gösterdiğini görmüştüm. Evet kesinleşti, yokuşa dayandık, ÇIKIYORUZ. Elbette,

 

www.utkuasan.com/turkelli/turk pankartını yaptıran Em.Öğrt. Orhan Özdemir'e çoook çok teşekkürler. Yaylalarda duyuldu sesimiz.


Karman çorman araba trafiğini aştım ama insan trafiği fena. Adam otçunun önünde yürüyor, halkaya girmiyor. Rica ediyoruz çekil de, otçuyu çekelim diye. Tesbihli elini kaldırıp, bağırıyor. Ben de buradayım, beni de çek. Zaten çekmişim. Dönüyorum ve daha yukarı yürüyorum. Dönüyorum ki başka otçuların insanları orta yeri kapatmış, seyrediyorlar. Ancak asıl sorun, yemek arasından sonra uygulanan program devam ediyor. Dilerim sorun yaratmazlar. Çünkü, otçular yemek arasından önce bu alana girerler. Tam da Zeynep Başkan sahnede. Sorun olmadı ve OĞUZ OTÇUSU, karakterine yakışanı yaptı ve OTÇU HAFTASI etkinliklerinde yerini aldı. Yetersiz bir horon halkası olsa dahi çok önemli bir çıkışı gerçekleştirdiler.
Emeği geçenleri kutluyorum.
Sona geldik. Hafta bitti.
Pazar yeri dağılmaya başladı. Artık en önemli sorun ÇÖP. Her yer plastik, çürük meyve ve yemek artıkları ile dolu. Kağıtlar, hazır yiyecek-içecek kapları, kutuları. Bir sorunu çözmek için, önceden önlem alma karakteri gerekir. Hiç bir yöneticinin böyle bir sorunu, karakteri yok. Çıkıp sahnede ırkçı-gerici propaganda yapıyorlar. Ama çöp sorunun çözmekten acizler. "Burası yayla, yarın toplanabilir" der eçerler. Bu söz hiç yoruma gerek kalmadan, anlamı şudur:
EY İNSANLAR! SİZLER ÇÖP DEĞERİNDESİNİZ. ÇÖP İÇİNDE HORON OYNAMAYA-YEMEK YEMEYE LAİKSİNİZ.
Bu sözleri, KADIRGA YAYLASI OTÇU HAFTASI ETKİNLİKLERİNİ YÜRÜTME SORUMLULUĞUNDA OLAN HER KİŞİ VE KURUMA İADE EDİYORUM.
Ben insanım ve insanca bir ortam bekliyorum. Onca masraf yapanlar, çöp sorunun çözmek zorundalar.
Bu ortamdan uzaklaşayım diye kahveye gittim. Bu yaylada çay içilir sandım. Ama ne yazık ki olmadı. Bir de "ne var çayda abi" demezler mi. Mehmet Can Aydın ile haydi ORUÇ BOZAN Çeşmesinden su içelim diye çiçekler arasından yürümek istedik. Su kaynakları evlere alınmış. Yani doğa kurumuş. Ot yok, ot. Çiçek nasıl olacak? ORUÇ BOZAN Çeşmesi'ne yaklaşınca bulduk çiçekleri. Minik bir su akarı da var, nasıl kaldıysa! Bir de fotograf ekleyelim.


Çeşmenin iki su çanağı vardı, biri kırık. Su az ve ılık, suyun bir bölümü evlere alınmış. Bir evde "bak bu su oruçbozan suyu" demezler mi? İçmedim ki!
Akşam eve döndük. Başkan ve eşi Mualla Hanım'ın konukseverliğini unutamam. Teşekkürler. Yarını düşünmeye başladım. SİSDAĞI YAYLASI OTÇU HAFTASI beni bekler. Sabah yola çıktım ki Mehmet Can Aydın sürpriz yaptı ve bir araba çıkmış, beni de alıp Sis'e vardık. Yağmur var mı derken, güneşli bir güne başladık. Arada bir sis gelse de fotografa dalıp, yüreğimin sesini gürleştirince, midemin sesi arada kayboldu.
Bir araba ile bu güzel alanlardan ayrılıyorum. Türkelli Köyü'ne dönüyorum. Akşama düğün var.
Ablama uğradım, yeğenim Selami ve eşi köydeydi. Köyümü özlüyorum. Ama az kalabiliyorum.
Yarın taaa Hopa'ya gideceğim, çağıran arkadaşlara. Belki Artvin CERATEPE'ye...Bir kaç fotograf bulur da "halkın .mına koyan" adamın bir yerlerine sokarız (kendi ağız yapısına uygun olanı bulmakta zorlandık). Ama olmadı. Bir gün kaldım, Arhavi'de dereye gittik, göle girdik. Bu ne güzellik. Buz gibi su ama harika. Hem de yağmur yağarken.

 
YOK EDİLMEK İSTENEN KAMİLET VADİSİNDEKİ DERE, MENÇUNA ŞELALESİNİN AKTIĞI DEREDE YÜZDÜK...

Buradan gözümüz arkada kalarak ayrılıyoruz.
Akşama otobüsle Hopa'dan, ver elini yeni fotograflara. / Temmuz 2017

Türkelli Köyü, (Oğuz Mahallesi) Beşikdüzü-Trabzon topraklarındadır.